Prostat Kanseri

Prostat Kanseri

Prostat Kanseri

Prostat kanseri, prostat bezi hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan kötü huylu bir tümördür. Her prostat kanseri aynı hızda ilerlemez; bazı prostat kanserleri yayılmadan uzun süre sınırlı prostata kalabilirken bazıları daha hızlı seyredebilir ve vücudun diğer bölgelerine özellikle kemiklere yayılabilir, metastaz yapabilirler. Erken evrede hiçbir belirti bulunmayabilir. Tanı, yalnızca PSA veya MR sonucuyla değil; muayene, görüntüleme, biyopsi ve patoloji bulgularının birlikte değerlendirilmesiyle konur. Tedavi ise kanserin evresi, ISUP derecesi, PSA değeri, genel sağlık durumu ve kişinin tercihleri dikkate alınarak planlanır. Ankara’da prostat kanseri için yapılan değerlendirmelerde amaç, mevcut tetkikleri bir bütün olarak yorumlamak ve kişiye uygun izlem ya da tedavi seçeneklerini belirlemektir.

Prostat Kanseri Nedir ve Ne Kadar Sık Görülür?

Prostat, erkek üreme sisteminin bir parçası olan ve mesanenin altında, idrar kanalının başlangıç bölümünü çevreleyen bir bezdir. Prostat kanseri, bu bezdeki hücrelerin normal kontrol mekanizmalarından çıkarak çoğalmasıyla gelişir.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının Temmuz 2026’da yayımladığı GLOBOCAN 2024 Türkiye tahminlerine göre prostat kanseri, erkeklerde yaklaşık 18.749 yeni vakayla akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer almaktadır. Erkeklerdeki yeni kanser vakalarının yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturduğu tahmin edilmektedir. Bu veriler nüfus temelli tahminlerdir; tek bir kişinin riskini veya hastalığın nasıl seyredeceğini göstermez.

Prostat kanseri tek tip bir hastalık değildir. Tümörün hücresel özellikleri, prostat içinde sınırlı olup olmadığı ve vücudun başka bölgelerine yayılım gösterip göstermediği klinik önemini belirler.

Prostat Kanseri Kimlerde ve Hangi Yaşlarda Görülür?

Prostat kanseri riski yaşla birlikte artar ve klinik açıdan önemli hastalık genç yaşlarda daha seyrektir. Bununla birlikte yalnızca yaşa bakarak risk değerlendirmesi yapılamaz.

Birinci derece yakınlarında, özellikle genç yaşta prostat kanseri bulunan erkeklerde değerlendirmeye daha erken başlanması gündeme gelebilir. Aynı ailede birden fazla prostat, meme, yumurtalık veya pankreas kanseri öyküsü bulunması bazı kalıtsal gen değişikliklerinin araştırılmasını gerektirebilir. BRCA2 gibi belirli mutasyonlar daha yüksek riskle ilişkilidir.

Aile öyküsü veya genetik yatkınlık bulunması kişinin kesin olarak prostat kanseri olacağı anlamına gelmez. Bu bilgiler, PSA takibinin hangi yaşta ve hangi aralıklarla yapılacağına karar verirken kullanılan risk unsurlarıdır.

Prostat Kanseri Belirti Verir mi?

Prostat kanseri çoğu zaman hiçbir belirti vermeyebilir. Prostat kanseri belirtileri iyi huylu prostat büyümesi ve diğer prostat hastalıkları, mesane hastalıkları belirtileri ile benzerdir, ancak prostat kanseri belirtileri diğer prostat hastalıkları belirtilerine göre  ani başlar ve daha hızlı ilerler. Belirti vermeyen prostat kanseri başka amaçla yapılan sağlık taramalarında ortaya çıkmaktadır, zaten prostat kanserlerinin çoğu tarama yoluyla erken tespit edilmektedir. Erken evre,  yayılmamış prostat kanseri genellikle hiçbir belirti vermeyebilir. Görülen belirtilerin  çoğunluğunun prostat kanserinden başka bir şeylerden  kaynaklanma olasılığı daha yüksektir. idrar yapma sıkıntısı çok daha sık prostatın kanserli olmayan prostat büyümesinden kaynaklanır. 

Prostat kanserleri şu belirtileri verebilir;

  • İdrar yapma güçlüğü, yavaş veya zayıf idrar akımı veya özellikle geceleri daha sık idrara çıkma ihtiyacı dahil olmak üzere idrar yapma şikayetleri( yanma, sık tuvalet ihtiyacı,idrarını tam boşaltamama)
  • İdrarda kan ve/ veya menide kan görülmesi
  • Sertleşme sorunu (erektil disfonksiyon veya ED), ileri dönemlerde görülebilir
  • Kemik metastazına bağlı kemik ağrısı; Kalça, sırt (omurga), göğüs (kaburga) veya diğer kemiklere yayılan kanserin yaptığı kemik ağrısı olabilir
  • Bacaklarda ve ayaklarda zayıflık veya uyuşma, hatta omuriliğe baskı yapan kanser nedeniyle idrar veya büyük abdest kontrolünün  kaybı söz konusu olabilir

Bu belirtilerden birinin veya birkaçının  bulunması tek başına prostat kanserini göstermez. Özellikle idrar yakınmaları iyi huylu prostat büyümesinde de sık görülür. Belirtinin süresi, şiddeti, muayene ve test sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.

Prostat Kanseri Taraması ve Erken Değerlendirme Kimlere Önerilir?

Erken tanı için, toplumda prostat kanseri taraması yapılması bazı kanser türleri için kanserlerin tedavisinin daha kolay olacağı erken bir aşamada bulunmasına yardımcı olabilir, ancak PSA ölçümü yaparak toplumda prostat kanseri taraması pek önerilmemektedir, rutin taramada tedavi gerektirmeyen klinik önemsiz kanser teşhisi oranını ve gereksiz biyopsi oranını artırmaktadır. Prostat kanseri genellikle kandaki prostat spesifik antijen (PSA) seviyelerinin test edilmesiyle erken tespit edilebilir. Prostat kanserini bulmanın bir başka yolu da prostatın elle hissedildiği  parmakla rektal muayenedir (PRM). Bu testlerden herhangi birinin sonuçları anormal ise, kanser olup olmadığını görmek için genellikle ileri testler ve prostat füzyon  biyopsisi  yapılabilir.

Prostat kanseri için herkese, aynı yaşta ve otomatik olarak yıllık PSA testi uygulanması güncel risk temelli yaklaşımı yansıtmaz. Erken değerlendirme kararı; yaş, aile öyküsü, kalıtsal risk, genel sağlık, yaşam beklentisi ve kişinin testin yararları ile olası zararları hakkındaki tercihleri dikkate alınarak hekimle ortak verilmelidir.

Avrupa Üroloji Derneği (EAU) ve Amerika Üroloji Derneği (AUA) 2026 kılavuzularında, bilgilendirilmiş erkeklerde genel risk için 50 yaşından; 60 yaşından önce prostat kanseri tanısı alan aile bireyi bulunanlarda 45 yaşından; BRCA2 mutasyonu taşıyanlarda ise 40 yaşından itibaren erken PSA taraması ve kontrol önermektedir . Ancak bu yaşlar herkese uygulanacak zorunlu tarama takvimi değildir.

PSA temelli değerlendirme bazı klinik açıdan önemli kanserlerin erken bulunmasına yardımcı olabilir. Buna karşılık kanser olmayan durumlarda yüksek sonuç, gereksiz kaygı, ek görüntüleme, biyopsi veya yaşam boyunca sorun oluşturmayacak düşük riskli tümörlerin tanısına yol açabilir. Bu nedenle karar, yarar ve sınırlılıkların konuşulduğu ortak bir değerlendirme süreciyle verilmelidir.

Prostat Muayenesi Nasıl Yapılır ve Ne Gösterir?

Çoğu prostat kanseri sağlık taramaları sonucunda bulunur. Prostat kanseri teşhisi için diğer kanserlerde olduğu gibi adım adım  sistematik bir süreç takip edilir. Prostat kanseri düşünülen bir hastada tıbbi özgeçmiş ve fizik muayene teşhisin ilk basamağını oluşturur. İdrar veya cinsel fonksiyon problemleri ile ilgili sorular sorulur. Prostat kanseri belirtileri  ve bunları ne kadar süredir yaşadığınızı sorgulanacaktır. Aile geçmişi de dahil olmak üzere olası risk faktörleri hakkında size sorular sorulabilir.

Prostat muayenesi  hekim tarafından eldiven ve kayganlaştırıcı kullanılarak rektumdan kısa süreli olarak yapılan parmakla muayenedir. Parmakla rektal muayene yapılması esastır,  mahremiyet koşullarında gerçekleştirilen bu muayenede prostatın büyüklüğü, yüzeyi, kıvamı, nodül-yumru, sertlik veya düzensizlik bulunup bulunmadığı değerlendirilir.  Ayrıca prostatın sadece bir tarafında mı, her iki tarafında mı yoksa prostatın ötesine yakın dokulara yayılmış mı olduğunu anlamaya yardımcı olabilir.

Muayene genellikle kısa sürer ve bazı kişilerde geçici rahatsızlık hissi oluşturabilir. Şüpheli sertlik veya düzensizlik ileri değerlendirme gerektirebilir; ancak normal muayene prostat kanserini tamamen dışlamaz. Benzer şekilde anormal muayene de tek başına kesin kanser tanısı koymaz. Muayene bulguları PSA ve gerektiğinde MR sonuçlarıyla birlikte yorumlanır.

PSA Nedir, PSA Yüksekliği Her Zaman Kanser Anlamına Gelir mi? 

PSA, prostat hücreleri tarafından üretilen ve kanda ölçülebilen prostat spesifik antijen dediğimiz bir enzimdir.  Normal değeri 0-4 ng/ml dir. Prostata özgü bir belirteçtir, ancak prostat  kanserine özgü belirteç değildir. Bu nedenle PSA yüksekliği her zaman prostat kanseri anlamına gelmez, prostat kanseri dışında yaş( yaş arttıkça PSA kan seviyesi artar), iyi huylu prostat büyümesi (prostat hacmi arttıkça PSA kan seviyesi artmaktadır), prostat iltihabı(prostatit), idrar yolu enfeksiyonu, idrar retansiyonu, prostatın parmakla rektal muayenesi gibi bir çok nedenlere bağlı olarak PSA kan değeri yükselebilmektedir. Prostat büyümesinde kullanılan bazı ilaçlar ise PSA’yı düşürebilir. 

Sonuç olarak PSA sonucu değerlendirilirken şu bilgiler birlikte ele alınır:

  • Kişinin yaşı ve genel sağlık durumu
  • Prostat hacmi arttıkça kan PSA miktarı artar
  • Önceki PSA değerleri ve zaman içindeki değişim( yıllık artışın 0.74 ng/ml’nin altıda olması beklenir)
  • Aile öyküsü, ailede prostat kanseri, meme kanseri öyküsü var mı
  • Prostat muayenesi: Ultrason, parmakla rektal muayene
  • Enfeksiyon veya yakın dönem ürolojik girişim öyküsü
  • Kullanılan ilaçlar( Dutasteride gibi)
  • Multiparametrik MR sonucu

Orta düzeyde yüksek bir PSA sonucunda, uygun hastalarda ileri işlemden önce testin standart koşullarda tekrarlanması düşünülebilir. Tek bir sonuca bakarak biyopsi veya kanser kararı verilmemelidir.

PSA Yoğunluğu ve Serbest/Total PSA Ne Anlama Gelir?

İki tip PSA  testi vardır, bunlardan biri total PSA, diğeri serbest PSA dır. Bu iki değer kullanılarak bazı hesaplamalar yapılır. Bunlara PSA türevleri denilmektedir. PSA yoğunluğu yada PSA dansitesi kandaki total PSA değerinin ultrason veya MR  görüntüleme ile hesaplanan prostat hacmine bölünmesiyle elde edilir. Aynı PSA değerine sahip iki kişiden prostatı daha küçük olan kişide yoğunluk daha yüksek olabilir.

Bu hesaplamada hacim başına düşen PSA miktarı 0.15 ‘in altında olması beklenir 0.15, bu değer 0.15’in üstünde çıkması durumunda prostat kanseri şüphesi lehine alınır. Diğer bir hesaplama Serbest/total PSA oranıdır,  kandaki serbest PSA’nın toplam PSA’ya oranını ifade eder. Bu oranın 0.25’in üstünde olması beklenir, eğer bu değerin altında , özellikle 20’nin altında ise prostat kanseri şüphesi lehine alınır.  Diğer bir hesaplama PSA velositesi dir, ki bu değer yıllık PSA artışı ifade eder, yılda 0.74 ng/ml den daha fazla yükselme prostat kanseri lehine alınır. Bu sayısal eşikler prostat prostat kanseri teşhisi için yeterli değildir, prostat kanseri teşhisi Düşük veya yüksek oranlar risk değerlendirmesine katkı sağlayabilir; ancak tek başına kanser ya da iyi huylu hastalık ayrımı yapmaz. Bu ölçüm özellikle MR bulgularıyla birlikte biyopsi gereksinimini değerlendirirken kullanılabilir.

Sonuç olarak bu hesaplamalar kesin tanı testleri değil, klinik karar destek araçlarıdır. Sonuçlar yaş, muayene, aile öyküsü, multiparametrik MR ve önceki biyopsi bilgileriyle birlikte yorumlanmalıdır. Biyopsi kararı tüm bu parametreler dikkate alınarak verilir.

Prostat Kanseri Tanısı Nasıl Konulur?

Prostat kanseri tanısı için diğer kanserlerde olduğu gibi adım adım  sistematik bir süreç takip edilir. Prostat kanseri düşünülen bir hastada tıbbi özgeçmiş ve fizik muayene teşhisin ilk basamağını oluşturur. Kişinin yakınmaları, aile öyküsü, genel sağlık durumu, kullanılan ilaçlar ve önceki PSA sonuçlarının değerlendirilir. Ardından PSA testi ve parmakla rektal muayenei yapılır. Total ve serbest PSA değerleri, prostat hacmi ölçümü, sonra bu değerleri kullanarak bazı hesaplamalar ve hesaplamalar sonunda elde edilen eşik değerler prostat biyopsisi kararı vermede kullanılır.

Kanser şüphesi devam ediyorsa multiparametrik prostat MR’ı, şüpheli bölgelerin ve prostat yapısının değerlendirilmesine yardımcı olur. Multiparametrik MR sonuçları raporlanırken,  sonuçlar açık ifadesiyle Prostat Görüntüleme Raporlama ve Veri Sistemi (Prostate Imaging Reporting and Data System: PI-RADS) yani PI-RADS kullanılarak rapor edilir.  MR sonucu, PSA yoğunluğu ve diğer risk unsurları biyopsi kararına yön verir. PSA yüksekliği, muayenede sertlik veya MR’da şüpheli alan tek başına kesin tanı değildir. Kesin tanı ise prostat füzyon biyopsisi yapılarak alınan örneklerin patoloji uzmanı tarafından incelenmesiyle konur. 

Ankara’da prostat kanseri şüphesiyle yapılan değerlendirmede PSA geçmişi, parmakla rektal muayene, multiparametrik MR görüntüleri, varsa eski  biyopsi raporu ve varsa patoloji preparatlarının birbiriyle uyumu incelenebilir. Amaç yalnızca kanser bulunup bulunmadığını değil, klinik açıdan önemli bir hastalık olup olmadığını belirlemektir.

Prostat MR’ı Tanı Sürecinde Ne İşe Yarar?

Multiparametrik prostat MR’ı, prostat içindeki şüpheli alanların ve şüpheli odaların yerini, boyutunu ve bazı görüntüleme özelliklerini değerlendirmeye yardımcı olur. Multiparametrik prostat  MR sonuçları raporlanırken,  sonuçlar açık ifadesiyle Prostat Görüntüleme Raporlama ve Veri Sistemi (Prostate Imaging Reporting and Data System: PI-RADS). PI-RADS kullanılarak rapor edilir. Bu sistemde, prostattaki anormal görülen alan ve odaklara  PI-RADS 1'den ki klinik olarak önemli bir kanser olma olasılığı çok düşük,  PI-RADS 5'e klinik olarak önemli bir kanser olma olasılığı çok yüksek değişen bir ölçekte bir kategori saptanır.

MR, biyopsinin gerekip gerekmediğine karar verirken ve şüpheli alandan hedefli biyopsi yani prostat füzyon biyopsi alınmasını planlarken kullanılır. Multiparametrik Prostat Füzyon Biyopsisi, ileri teknoloji cihaz ve yazılım kullanılarak prostatta klinik önemli kanser şüphesi olan odakları saptayıp ve bu odaklardan milimetrik hassasiyetle biyopsi yapılmasını sağlayan bir yöntemdir.   Bununla birlikte düşük şüpheli bir MR sonucu kanseri her durumda dışlamaz; yüksek PI-RADS sonucu da tek başına kanser tanısı için yeterli değildir. MR, PSA yoğunluğu, aile öyküsü ve klinik bulgularla birlikte değerlendirilmelidir.

Prostat Biyopsisi Neden Yapılır?

Prostat kanserinin kesin tanısı prostat biyopsisi ile konulmaktadır. Prostat biyopsisi, PSA, muayene ve ailesel öykü, MR ve diğer risk göstergeleri klinik açıdan önemli kanser olasılığı düşündürdüğünde prostat dokusundan örnek almak için yapılır. MR’da saptanan şüpheli alanlar PI-RADS değerlendirilmesi yapılarak lezyonlar kategorize edilir(PI-RADS 1-5), ve kategori 3,4 ve 5 lezyonu olan alanlara biyopsi planlanabilir.

Biyopsi perineal veya rektal yoldan yapılabilir, günümüzde artık perineal(anüs ile testis arasındaki bölgeden) co-axial iğne tekniği ile yapılmaktadır. İki tip prostat biyopsi tekniği vardır, klasik sistematik ve MR lezyonlarını milimetrik hassasiyet ile hedeflenmiş MR-füzyon biyopsi tekniğidir. Genellikle bu iki teknik beraberce kombine yapılmaktadır. Önce direk şüpheli lezyon/lezyonlardan, sonra sistematik olarak prostatın her yerini örnekleyecek sayıda doku örneği (genelde 12 kadran) yani  biyopsi yapılmaktadır

Alınan dokular patoloji uzmanı tarafından incelenir. Kanserin varlığı, histolojik tipi, Gleason paterni ve ISUP derece grubu bu incelemeyle belirlenir. Bu nedenle kesin prostat kanseri tanısının temelini biyopsi ve patoloji oluşturur. Biyopsinin yöntemi, hazırlığı ve enfeksiyon önlemleri kişisel risklere ve uygulanan merkezin protokolüne göre planlanır.

Gleason Skoru, ISUP Derecesi ve Prostat Kanseri Evresi Ne Anlama Gelir?

Prostat biyopsisinin patolojik incelemesinde prostat kanseri varsa, kanserin azgınlık-saldırganlık görüntüsüne göre 1’den 5’e kadar derecelendirilir. Kanserin derecesi, kanser hücrelerinin  mikroskop altında ne kadar anormal göründüğüne bağlıdır. Daha yüksek dereceli kanserler daha anormal görünür ve hızla büyür ve yayılma olasılığı daha yüksektir.  Bu derecelendirme sistemi, Gleason  derecelendirilmesi olarak bilinmektedir ve halen etkin bir şekilde kullanılan sistemdir.

Gleason skoru, prostat kanseri hücrelerinin mikroskop altındaki büyüme düzenini tanımlar. Patolog, en sık görülen iki tümör paternini değerlendirerek bir toplam skor oluşturur. Güncel raporlarda bu bilgi ISUP derece grubu ile birlikte verilir.Hemen tüm prostat kanserleri 3. derece veya daha yüksektir; 1. ve 2. dereceler pek kullanılmaz. Prostat kanserleri genellikle farklı derecelerde alanlara sahip olduğundan, en baskın olan iki derece belirlenir, ve bu alanının dereceleri toplanarak kanserin Gleason skoru belirlenmiş olur. Örneğin, Gleason skoru 3 + 4 = 7: bu tümörün çoğunun 3. derece ve daha azının 4. derece oluşturduğu ve Gleason skorunun 7 olduğu anlamına gelir.

ISUP grupları 1’den 5’e kadar sıralanır. ISUP 1 genellikle daha düşük risk dereceli hücresel yapıyı, ISUP 5 ise daha yüksek riskli, agresif ve saldırgan özellikleri ifade eder. Gleason 3+4 ile 4+3 toplamda 7 olmasına rağmen baskın hücresel patern farklı olduğu için aynı riskte kabul edilmez.

Prostat kanseri Derecesi, hücrelerin agresiflik görünümünü; evre ise hastalığın lokalize yani prostat içinde sınırlı mı, lokal ileri yani çevre dokulara veya metastatik prostat kanseri yani uzak organlara yayılmış mı olduğunu gösterir. TNM sistemi tümörün prostat içindeki durumunu, lenf düğümlerini ve uzak metastazı sınıflandırır.

Tedavide Patolojik agresiflik, hastalığın yaygınlığı ve PSA’nın tedavi planındaki ortak rolü vardır ve tedavi planı yalnızca evre veya Gleason skoruna göre yapılmaz. PSA, biyopsideki tümör miktarı, MR ve diğer görüntüleme bulguları ile kişinin sağlık durumu birlikte değerlendirilerek risk grubu belirlenir. 

Prostat Kanseri Ölümcül müdür, Hastalığın Seyri Neye Bağlıdır? 

Genel olarak, sık görüldüğü ölçüde ölümcül değildir, prostat kanseri ne kadar erken evre teşhis edilirse, bir erkeğin başarılı bir tedavi alması ve hastalıktan kurtulması olasılığı o kadar yüksek olur. Prostat kanserinin genel prognozu, tüm kanserler arasında sağkalımı en iyilerinden biridir.

Prostat kanseri her hastada aynı sonucu doğuran bir hastalık değildir, hastalığın seyri evre, derece, PSA, hastanın genel durumu ve tedavi yanıtına bağlıdır . Bazı düşük riskli tümörler uzun yıllar ilerlemeden kalabilirken, yüksek dereceli veya metastatik hastalık daha yoğun tedavi gerektirebilir. Prostat kanserlerinin yaklaşık %80 ila %85'i, evre I, II ve III'ü temsil eden lokal veya bölgesel evrelerde tespit edilir. Lokal veya lokal ileri hastalık evrelerinde teşhis edilen ve tedavi edilen birçok erkek, beş yıl sonra hastalıktan tamamen kurtulmuş olur.

Hastalığın seyri başlıca şu etkenlere bağlıdır:

  • Tanı anındaki evre, risk grubu
  • Gleason skoru ve ISUP derece grubu
  • PSA değeri ve değişim hızı
  • Tümörün prostat içindeki yaygınlığı
  • Lenf düğümü veya uzak organ tutulumu
  • Kişinin yaşı ve eşlik eden hastalıkları
  • Uygulanan tedaviye yanıt

Amerikan Kanser Derneği tarafından sağlanan aşağıdaki rakamlar, prostat kanseri olan tüm erkeklerin ortalama göreceli hayatta kalma oranını göstermektedir. 5, 10 ve 15  yıllık göreceli sağkalım oranı sırası ile yaklaşık %100, %98 ve %95 olarak verilmektedir.

Erken ve prostatla sınırlı hastalıkta uzun süreli kontrol veya tedavi olasılığı yüksek olabilir. Bununla birlikte kişiye özel değerlendirme yapılmadan kesin sonuç, yaşam süresi ve iyileşme garantisi verilmesi doğru değildir.

Prostat Kanseri Tedavisi Nasıl Planlanır?

Prostat kanseri tedavisi multimodaldir, bir çok disiplini ve bölümü ilgilendirmektedir, bu yüzden prostat kanseri tedavisine  karar verirken; klinik belirtileri, MR/Tomografi ve PET gibi görüntüleme bilgileri ile birlikte, çok fazla verinin birleştirilmesi ve hastaya en uygun tedavi seçimi için multidisipliner yani ilgili tüm bölümlerin entegrasyonu ile oluşturulması gerekir. Kanser tedavisinde uluslararası standart bunu gerektirmektedir.

Prostat kanseri teşhisi konan çoğu hasta için kanser henüz erken bir evrede iken teşhis edilir. Kanser henüz küçüktür ve prostat dışına  yayılmamıştır. Bu hastalarda  genellikle dikkate alınması gereken birkaç tedavi seçeneği vardır. Prostat kanseri olan her hastanın hemen tedavi edilmesi gerekmez. Prostat kanserli hastalarda tedavi seçenekleri diğer kanserlerde olduğu gibi çok standart değildir. Prostat kanseri tedavisi tek bir test sonucuna göre değil, hastalığın biyolojik özellikleri ve kişinin yaşam koşulları birlikte değerlendirilerek planlanır. Hastaya multidisipliner bir yaklaşım gerekir.

Tedavi Kararında şu faktörler dikkate alınır

  • Hastalığın evresi:  lokalize, lokal ileri veya metastatik olması
  • PSA, Gleason ve ISUP sonuçları
  • Risk grubu
  • Yaş, genel sağlık durumu ve beklenen yaşam süresi
  • İdrar şikayetlerinin durumu ve cinsel aktif olup olmaması mevcut 
  • Tedavilerin olası yan etkileri
  • Hastanın öncelikleri ve tercihleri, sosyo kültürel ve ekonomik seviyesi
  • Mevcut teknik alt yapı, Tıbbi ekibin bilgi, beceri ve tecrübesi

Düşük riskli bazı hastalarda aktif izlem uygun olabilir. Lokalize hastalıkta cerrahi veya radyoterapi gündeme gelebilir. Daha yüksek riskli ya da yayılmış hastalıkta hormon tedavisi ve diğer sistemik ilaçlar tedavi planına eklenebilir. Aynı evreye sahip iki hastada bile sağlık durumu ve öncelikler farklı olduğu için tedavi seçimi değişebilir.

Aktif İzlem Kimler İçin Uygun Olabilir?

Prostat kanseri genellikle çok yavaş büyüdüğü için,  bazı düşük riskli prostat kanseri hastalar ömrünün sonuna kadar hiçbir zaman tedaviye ihtiyaç duymadan yaşayabilir. Tedavi yerine, izlem (bazen ‘’Bekle-Gör’’ olarak adlandırılır) veya aktif izlem önerilebilir. Bu yöntem düzenli kontroller içeren planlı bir yaklaşımdır.

Aktif izlem ve sadece izlem(Kriterleri) şu durumlarda yapılabilir:

  • Hastanın yaşı ve beklenen yaşam süresi
  • Yavaş büyümesi bekleniyorsa (düşük Gleason skoru ve ISUP derecesi)
  • Çok Küçük bir odakta ise(1 cm altında)
  • Sadece prostatta sınırlı ve prostat dışına taşmaması
  • PSA Düşük seviyede ise (<10ng / ml), PSA yoğunluğu(dansitesi) düşükse
  • Hastanın aktif izleme uyumu

Aktif izlem, tedavisiz bırakmak anlamına gelmez. Düşük riskli ve seçilmiş uygun prostat kanserlerinde gereksiz veya erken tedaviyi önlemek amacıyla uygulanan yapılandırılmış bir takip yaklaşımıdır.

Takipte PSA ölçümleri, klinik değerlendirme, gerektiğinde prostat muayenesi, MR ve tekrar biyopsileri kullanılır. Bulgularda hastalığın daha yüksek riskli hale geldiğini gösteren değişiklik oluşursa aktif tedavi gündeme gelir.

Uygunluk yalnızca düşük PSA değerine göre belirlenmez. ISUP derecesi, biyopsideki tümör miktarı, MR bulguları, PSA yoğunluğu, kişinin yaşı ve takip programına uyumu birlikte değerlendirilir.

Prostat Kanseri Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Prostat dışına taşmamış ve prostat dışına taşmış ve hatta az sayıda metastaz yapmış bazı seçilmiş hastalarda; prostat kanser için temel ameliyat türü radikal prostatektomi dir ve en çok tercih edilen tedavi yöntemidir. Bu işlemde prostat bezi ve meni keseleri(seminal veziküller) çıkarılır; gerekli hastalarda bölgesel  lenf düğümleri de çıkartılır. Bu ameliyat açık, laparoskopik veya robotik cerrahi ile yapılabilir. Seçilecek ameliyat yöntemi,  hastalığın evresi, kişinin anatomisi, daha önce geçirdiği ameliyatlar, cerrahi ekibin bilgi ve tecrübesine ve ameliyathanenin teknik alt yapısına bağlıdır.

Cerrahi açık, laparoskopik veya robotik cerrahi  ile yapılmaktadır.. Her yöntemin her hasta için uygun olmadığını ve fonksiyonel sonuçların kişiye göre değişebileceğini bilmek gerekiyor. “Robotik”, “açık” veya “laparoskopik” adı tek başına kişisel kanser kontrolünü ya da fonksiyonel sonucu garanti etmez.

Ameliyat sonrasında idrar kontrolü, sertleşme fonksiyonu, kuru boşalma ve mesane boynu darlığı gibi sonuçlar gündeme gelebilir. Sinir koruyucu cerrahinin uygunluğu tümörün yerleşimi ve yaygınlığına göre belirlenir. Olası kanser kontrolü ve yaşam kalitesi etkileri tedavi öncesinde birlikte konuşulmalıdır.

Radikal cerrahinin hemen yer yönteminde ameliyat sonrası sertleşme sorunu, meninin gelmemesi(kuru orgazm) ve idrar kaçırma gibi fonksiyonel komplikasyonlar ve yan etkiler söz konusudur, nispeten bu yan etkileri olmayan ve sadece prostatın kanserli kısmının temizlendiği yani ablate edildiği ameliyatsız yöntemler de vardir. Biz buna Fokal-Lokal tedavi diyoruz. Bu amaçla kullanılan en sık yöntemler nano-knife, HIFU dur.

Ameliyatsiz bu tedaviler her hasta için uygun değildir. Bu yöntemlerle, idrar kaçırma , meni problemleri ve sertleşme sorunu pek olmamaktadır. Seçilmiş hastalarda kanser kontrolü radikal cerrahiye benzerdir. BU konudaki daha geniş bilgiyi: Fokal tedavi nedir? tıklayarak ulaşabilirsiniz

Radyoterapi Hangi Durumlarda Kullanılır?

Prostat kanserinde radyoterapi, yani prostat ışın tedavisi, kanser hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili X-ışınları ve atom parçacıkları kullanılmaktadır. Eksternal yani dıştan ışın tedavisinde;  radyasyon vücut dışındaki bir cihazdan verilir. Prostat sınırlr, Lokalize hastalık veya prostat dışına taşmış lokal ileri hastalıkta cerrahiye alternatif olarak ya da seçilmiş hastalarda ve  ameliyat sonrası çıkan patoloji sonucuna göre ek tedavi olarak kullanılabilir.

Brakiterapide ise uygun hastalarda radyoaktif tohumlar-çekirdekler prostat içine veya yakınına bir aparatla yerleştirilir. Tedavinin türü ve dozu hastalığın risk grubuna, prostat hacmine, idrar şikayetlerine ve genel sağlık durumuna göre belirlenir.

Tek başına brakiterapi genellikle sadece nispeten yavaş büyüyen (düşük dereceli) erken evre prostat kanseri olan hastalarda önerilmektedir. Harici radyasyon(EBRT) ile kombine brakiterapi,  prostatın dışında yayılma riski daha yüksek olan hastalar için bir seçenek oluşturabilir.

Orta veya yüksek riskli bazı hastalarda radyoterapi hormon tedavisiyle birlikte planlanabilir. İdrar, bağırsak ve cinsel fonksiyonlarla ilgili olası etkiler tedavi öncesinde değerlendirilmelidir.

Hormon Tedavisi, Kemoterapi ve Diğer İlaç Tedavileri Ne Zaman Kullanılır?

Prostat kanserinde ilaç tedavisi genelde hormon tedavisi olarak bilinir, androjen baskılama tedavisi olarak da adlandırılır. Amaç, vücuttaki androjen adı verilen erkeklik hormonlarının seviyelerini azaltmak veya prostat kanseri hücrelerini beslemelerini durdurmaktır. Androjenler prostat kanseri hücrelerinin büyümesini uyarır. Hormon tedavisi, prostat kanseri hücrelerinin büyümesinde rol oynayan androjen hormonlarının üretimini azaltmayı veya etkisini engellemeyi amaçlar.

Lokal ileri hastalıkta radyoterapiyle birlikte, nüks durumunda veya ileri evre metastatik prostat kanserinde kullanılabilir. Testislerde üretilen erkeklik hormonu androjen seviyelerini düşürmek için tedavide kastrasyon; ADT olarak da adlandırılan androjen yoksunluğu tedavisi, testislerde yapılan androjen seviyelerini düşürmek için ameliyat iki testisinde alınması işlemi (cerrahi kastrasyon) veya testisde üretimi düşüren ilaçlarla  (medikal kastrasyon) kullanır. Ayrıca ek olarak  androjenlerin hücre bazında etkinliğini azaltan veya kısmen yok eden antiandrojen ilaçlar da kullanılmaktadır.

İleri evre prostat kanserinde hormon tedavisine androjen reseptör yolunu hedefleyen ilaçlar, kemoterapi veya hastalığın moleküler özelliklerine göre hedefe yönelik tedaviler eklenebilir. Bazı hastalarda genetik ve tümör dokusuna yönelik testler, PARP inhibitörleri gibi hedefe yönelik tedavilerin uygunluğunu değerlendirmeye yardımcı olur.

Tedavi sıralaması; hastalığın hormon duyarlılığı, metastazların yaygınlığı, önceki tedaviler, belirtiler, genel sağlık durumu ve moleküler sonuçlara göre değişir. Bu nedenle tüm ileri evre hastalara uygulanabilecek tek ve değişmez bir ilaç sırası yoktur.

Prostat Kanseri Tedavisinden Sonra Takip ve Nüks Nasıl Değerlendirilir?

Prostat kanseri tedavisinden sonra düzenli takip, olası prostat kanseri  nüksü erken fark edilmesi açısından önemlidir. Takibin temelini tedavi sonrası PSA ölçümü, doktor muayenesi ve gerekli durumlarda görüntüleme yöntemleri oluşturur. Kontrol aralıkları uygulanan tedaviye, patoloji sonucuna, başlangıç risk grubuna ve kişinin genel durumuna göre belirlenir. Takip görüşmelerinde PSA’nın yanı sıra idrar kontrolü, cinsel fonksiyon, bağırsak yakınmaları, hormon tedavisinin etkileri ve psikolojik durum değerlendirilir.

Prostata sınırlı lokal hastalıkta yapılan radikal prostatektomi sonrası takiplerde  PSA’nın ameliyattan sonraki haftalarda ölçülemeyecek kadar düşük seviyeye (<0.1ng/ml) inmesi beklenir. PSA’nın iki ayrı ölçümde 0,2 ng/mL veya üzerinde bulunması “biyokimyasal nüks” olarak kabul edilir. Tek bir PSA yüksekliği ile karar verilmez; değerin artış eğilimi ve ikiye katlanma süresi de değerlendirilir.

Radyoterapi sonrası takipte PSA değeri aylar, bazen yıllar içinde en düşük seviyesine ulaşır. Radyoterapi sonrası biyokimyasal nüks, PSA’nın ulaştığı en düşük değerin, yani nadir PSA’nın 2 ng/mL üzerine çıkması olarak tanımlanır. Geçici PSA yükselmeleri her zaman kanserin nüks ettiği  anlamına gelmez. Görüntüleme, sonucu yeni bir tedavi kararını etkileyecekse planlanır. Nüks durumunda yakın takip, kurtarma radyoterapisi, hormon tedavisi veya başka seçenekler önceki tedavi ve risk özelliklerine göre değerlendirilebilir.

PSA yükselmesi saptandığında hastalığın nerede olduğunu belirlemek için Ga 68-PSMA PET-CT, MR veya diğer görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Tedavi kararı; PSA artış hızı, patoloji sonucu, önceki tedavi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek verilir. Biyokimyasal nüks, her zaman klinik olarak ilerlemiş hastalık anlamına gelmez; erken değerlendirme sayesinde ek radyoterapi, hormon tedavisi veya bölgesel tedaviler planlanabilir.

Prostat Kanseri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

PSA Kaç Olursa Prostat Kanserinden Şüphelenilir?

PSA değerinin normal kan seviyesi 0-4 ng/ml dir. Ancak herkes için geçerli, kanseri kesin olarak gösteren tek bir PSA sınırı yoktur. PSA yükseldikçe kanser olasılığı artabilir; ancak prostat hacmi, yaş, enfeksiyon, ilaçlar, önceki sonuçlar, muayene ve MR bulguları değerlendirmeyi değiştirebilir. 4 ng/ml değerini altında bile klinik önemli prostat kanseri saptanabilir. Prostat kanseri PSA’ a ihtiyaç duymaz.

Prostat Kanseri Tamamen İyileşebilir mi?

Erken evrede ve prostatla sınırlı lokalize hastalıkta cerrahi veya radyoterapiyle uzun süreli hastalık kontrolü ve tedavi olasılığı yüksek olabilir. Tedavi başarısı; evreye, ISUP derecesine, PSA’ya, tümörün yaygınlığına ve kişinin sağlık durumuna bağlıdır. Tedaviden sonra  takipte PSA ve klinik kontrollerin sürdürülmesi gerekir; kişisel değerlendirme yapılmadan kesin iyileşme garantisi verilemez.
 

Prostat Büyümesi Kansere Dönüşür mü?

İyi huylu prostat büyümesi yani BPH doğrudan prostat kanserine dönüşmez. Bunlar farklı hastalıklardır; ancak yaşla birlikte her iki durum genellikle birlikte bulunabilir ve benzer olarak idrar şikayetlerine yol açabilir. İyi huylu büyüme de nispi olarak  PSA’yı da yükseltebilir, bu yüzden kanser ayrımı sadece PSA seviyesi ile değil PSA türevleri, multiparametrik MR, parmakla rektal muayene ile,  kenin olarakta biyopsi ile yapılır. 

Prostat Kanseri Cinsel Yaşamı Etkiler mi?

Prostat kanserinin kendisi ve uygulanan cerrahi, radyoterapi, hormonal tedaviler cinsel yaşamı olumsuz  etkileyebilir. Ameliyat, radyoterapi ve hormon tedavisinin sertleşme, cinsel istek, boşalma ve orgazm üzerindeki etkileri birbirinden farklı etkileri vardır. Sonuçlar yaşa, tedavi öncesindeki fonksiyonlara, tümörün konumuna ve uygulanan yönteme göre değişir. Olası etkiler ve rehabilitasyon seçenekleri tedavi kararı verilmeden önce konuşulmalıdır.

Ankara’da Prostat Kanseri Değerlendirmesi İçin Randevu

PSA yüksekliği, prostat muayenesinde şüpheli bulgu, prostat MR’ında PI-RADS lezyonu, biyopsi önerisi veya kesinleşmiş prostat kanseri tanısı bulunması durumunda mevcut tetkikleriniz birlikte değerlendirilebilir.

Ankara’daki görüşmeye önceki PSA sonuçlarınızı, MR görüntü ve raporlarını, biyopsi-patoloji belgelerini ve kullandığınız ilaçların listesini getirmeniz değerlendirmeyi kolaylaştırır. Hastalığın evresi, risk grubu, izlem ve tedavi seçenekleri hakkında kişiye özel görüş almak veya ikinci değerlendirme talep etmek için randevu oluşturabilirsiniz.

Bu konuda detaylı yazılar Prostat Kanseri
Önemli Bilgilendirme

Burada yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Kişiselleştirilmiş tedavi önerileri için mutlaka hekiminize danışınız.