05432632840 | Neorama İş Merkezi Beştepe Mah., Yaşam Cad., No:13, A-Blok, Ofis No:22, Söğütözü, Ankara

Arama :

Ürolojik Uygulamalar

Şok Dalga Tedavisi (ESWT)
Sok-Dalga-Tedavisi-ESWT

Şok Dalga Tedavisi Nedir?

 

 

Şok dalga tedavisi(ESWT); jeneratörden oluşturulan yoğun ve basınçlı ses dalgalarının bir prob vasıtası ile vücudun hedeflenen bölgesine yönlendirilmesi ile yapılan bir tedavi yöntemidir. Bu yöntem ilk kez böbrek ve idrar yolları taşlarının kırılması amacıyla tasarlarmış(ESWL) ve hala başarı ile uygulanmakta ve belli endikasyonlarda kullanılmaktadır. Aynı şekilde tasarlanmış ve yoğunluğu azaltılmış veya ayarlanabilen cihazın başka amaçlarla kullanımı devreye girmiş, günümüzde birçok amaç için kullanılmaktadır. Vücut dışında üretilen şok dalgalarının odaklayan ve  şok dalgası üreten  iki kısmı vardır. Yüksek basınçlı  ses dalgaları (2-6 Bar’lık) özel tasarlanmış bir jeneratörlerden elde edilir ve  bir prob vasıtasıyla vucudun hedef bölgesine ulaştırılır. Bu yoğun ses dalgalarıyla yapılan  şoklama sonucunda alandaki sinir uçlarında bazı maddelerin (subtance P ve nitrit oksit) salgılanmasına neden olmakta, bu sayede ağrı azalmakta, ortamdaki sertleşmiş ve kireçli doku  dağılmakta vucuda emilerek ortamdan uzaklaştırılması sağlanmaktadır. Ayrıca dokuda damar büyümesini  ve yeni damar oluşmasını sağlayan bazı faktörlerin(eNOS, VEGF, PCNA vs) salgılanmasına neden olur. Böylece yeni damar oluşumu, hücre çoğalması ve dokularda da yenilenme olur.   

 

Ürolojide Kullanım Alanları

 

  • Böbrek ve İdrar yolları taşlarının kırılması(ilk kullanım alanı)
  • İktidarsızlık-Empotans-Gevşek penis
  • Peyroni hastalığı ve penis eğriliği
  • Kronik prostatit
  • Stres tip idrar kaçırma, Aşırı aktif mesane(AAM), Ağrılı mesane sendromu(interstisiyel sistit), kronik pelvik ağrı
  • Erkeklik hormonu yetmezliği(erkek hormonu yatmezliği, hipogonadizim), Erkek kısırlığı

 

Ereksiyon Bozukluğu-Gevşek penisde kullanımı 

 

Cinsel performansın yeterli düzeyde olmaması, temas için tatmin edici  ereksiyon elde edememe-sürdürememe ve cinsel işlevi tatminkar bir şekilde  gerçekleştirememeye erektil disfonksiyon-ED denir. Normal bir cinsel girişimde erkeğin olması gerektiği  işlevini yeteri seviye ve sürede sürdürememesine cinsel güç kaybı-gevşek penis olarak adlandırılmaktadır. Hastalarda  temel şikayet olarak ereksiyon yetersizliği, erken boşalma ve gevşek penisden yakınırlar. Yapılan saha çalışmalarında, 40-70 yaş arası erkeklerin %50'sinde ereksiyon bozukluğu ve cinsel güç kaybı(gevşek penis) bildirilmektedir. Ereksiyon tam bir hormonal denge, damar ve sinirlerin koordineli - ahenkle çalışması ile mümkündür ve psikolojik sistemin etkisi altındadır. ED tedavisinde çok çeşitli yöntemler kullanılmakla beraber, hiçbir yöntemde %100 sonuç alınamaz. Son yıllarda bu hastalığın tedavisinde  ESWT kullanılmaya başlanmıştır. Uygulama 4-6 seans erektil penis dokusuna dalgası yönlendirilerek yapılır. Bu erektil penis dokularında bazı maddelerin salgılanmasına neden olur ve bu maddeler de yeni damar oluşumunu ve şok dalganın yarattığı tahripden kronik yara iyileşmesi sürecini başlatır. Son generasyon cihazlarda şok dalgaların enerji seviyeleri ve uygulama alanındaki etki derinliği kontrol edilebilmektedir. Uygun olgularda erektil disfonksiyonunda şok dalga tedavisi ile %50-70 oranında sonuç alınabilmektedir. Eğer tatminkar bir sonuç alınırsa 6-8 ay sonra tekrar edilebilmektedir.Bilinen çok net bir yan etkisi bildirilmemeştir. Mevcut standard PDE5 inhibitörleri (5-Fosfodiesteraz inhibitörleri) ile birlikte yapılması önerilmektedir.  

 

Peyroni Hastalığında kullanımı

 

Peyroni hastalığı; penisde   bulunan  erektil korporal yapıda plaklar şeklinde sertleşme(fibrozis), kireçlenme ve sonunda penis eğriliğine neden olan patolojik süreci ifade eder. 40-60 yaş grubu erkeklerde daha sık gözlenmektedir. Tekrarlayan mikrotravmalar sonrasında da dokuda kalınlaşmalar ve sert plakların  oluştuğu savunulmaktadır ve sonuçta plak tarafına doğru penis eğriliğine neden olmaktadır. Diyabet ve hipertansiyonu bulunan erkeklerde de daha sık gözlenmektedir.Temelde ağrılı ereksiyon, penis eğriliği şikayeti ile hastalar hekime başvururlar. İlaçlı tedaviden cerrahi tedaviye kadar çok çeşitli uygulamalar yapılmaktadır. Buna rağmen net sonuç alınamamakta ve hastalığın tekrarlanma olasılığı olmaktadır. Peyronie hastalığında 4-6 seans ESWT uygulaması ile %50-70 oranında tam veya kısmi başarı sağlanabilmekle beraber standart bir tedavi metodu olmayıp mevcut tedavi ile birlikte tercih edilmesi gereken bir uygulama olarak kabul edilmektedir.  Daha sonra 3 hafta ara verilir ve sonra aynı işlem  tekrarlanabilir. Anestezi kullanmaksızın çok iyi ve cesaret verici sonuçlar alınmaktadır.

 

Kronik Prostatite kullanımı 

 

Kronik Prostatit çok değişik klinik formları olan hayat kalitesini bozan ve günlük yaşamı etkileyen, birçok formu bulunan ve sıkça karşımıza çıkan bir hastalıktır. Buna karşın verilen ilaç ve yapılan bazı maniplasyonlara pek de cevap vermeyen, temel olarak kronik pelvik ve tesis ağrısı, ağrılı ejekülasyon  ve işeme problemleri ile kendini gösteren bir klinik sendromdur. Son zamanlarda kronik pelvik ağrı veya abakterial kronik prostatiti olanlarda  EWST tedavisi ilginç bir şekilde şikayetlerde azalma yapabildiği gösterilmiştir. İşlem perineden veya suprapubik 4-6 önerilmektedir. Ancak bu tedavi standard tedavi niteliğinde olmayıp mevcut tedaviye yardımcı olarak görülmelidir. 

 


 

Stres Tip İdrar Kaçırmada Şok Dalga Tedavisi


 

Stres tipi idrar kaçırma(stres inkontinans); fiziksel efor, efor, öksürme veya hapşırma sırasında istemsiz idrar kaçırmalara denilmektedir. Erişkin kadınların yaklaşık %50’sinde görülen bir durumdur, kadın efor sarf ederken, hapşırır veya öksürürken, kahkaha atarken ve ağır birşey kaldırırken idrar kaçırır. Bu da sosyal etkileşimi ve fiziksel aktiviteyi olumsuz yönde etkilemekte, cinsel ilişkiden kaçınma, bozma ve kötüleşme gibi yaşam kalitesinin (QoL) bozulması gibi önemli problemlere neden olan bir durumdur. Ayrıca duygusal ve zihinsel sağlığı olumsuz yönde etkilemektedir. Stres üriner inkontinans, birincil olarak pelvik tabanın düzenin bozulması, ve idrarı kontrol eden iç kapağın (iç sfinkter) zayıflamasından kaynaklanmakta, ikinci olarak idrar kanalı ve/veya mesane boynunun aşırı oynaklığı ve gevşekliğine (hipermobilitesi) bağlı olduğu düşünülmektedir. Stres üriner inkontinans tedavisinde;  yaşam tarzı değişiklikleri, pelvik taban kas egzersizi ve ilaç tedavileri yanında   cerrahi girişimler uygulanmaktadır. Hiçbir yöntem %100 çözüm sunmamaktadır. Bu nedenle, normal pelvik taban gücünü ve iç idrar kapağın(iç sfinkter) fonksiyonunu eski haline getirebilecek yeni tedavilere acilen ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Stres tipi idrar kaçıran kadınlarda, 8 hafta, haftada bir kez, düşük yoğunluklu şok dalga tedavisi(Li-eswt, 0.25 mJ/mm2, 3000 atım, 3/sn atım frekans) idrar kanalı boyunca uygulandığında İdrar kaçağını önemli ölçüde azaltmakla kalmayıp aynı zamanda aşırı aktif mesanenin acil işeme ihtiyacı belirtisini de hafifletmekte ve yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirmektedir. Şok dalga tedavisi, stres tip idrar kaçırma problemini , pelvik taban fonksiyonunu eski haline döndürülmesi ve ardından idrar reflexinde sorumlu kısmını harekete geçirerek mesanenin bilinçli kontrolünü sağlayarak etkisini gösterdiği bulunmuştur. Yapılan işlemin kayda değer bir yan etkisi yoktur, hamilelik dışında her durumda yapılabilir. Sonuç olarak, düşük yoğunluktaki şok dalga tedavisi (Li-ESWT),  özellikle kadınlarda stres tipi idrar kaçırmada  yeni, invaziv-girişimsel olmayan ve etkili bir tedavi metodu , idrar kaçıran kadınlarda bir umut ışığı olarak görülmektedir.  Bu yöntem, kanıttan yoksun olmasına rağmen, stres tipi idrar kaçırma tedavisinde klasik tedavilerle  birlikte veya klasik tedaviye alternatif olarak kullanılabilir. Bu tedavinin uygulanması hekim ve hasta ile beraber karar verebileceği  bir opsiyon ve seçenek olarak görülmelidir. Düşük yoğunluktaki şok dalga tedavisi kök hücre tedavisi ile birlikte yapıldığında etkisi daha fazla olduğu bilinen bir gerçektir. Stres tipi idrar kaçırmada,  şok dalga tedavisi ile kök hücre tedavisinin birlikte uygulanması elde edilecek sonuca olumlu yönde etki edeceği beklenebilir.



 

Aşırı Aktif Mesanede, Sıkışma Tipi İdrar Kaçırmada Şok Dalga Tedavisi


 

Aşırı aktif mesane, sıkışma tipi idrar kaçırma:, yine genel yaşam kalitesini (QoL) ciddi şekilde azaltabilen yaygın bir durumdur. Sıkışma tipi idrar kaçırma ani-acil idrara çıkma ihtiyacı ile birlikte tuvalete yetişememe veya idrarı geciktirememe durumudur ve idrar bu esnada kaçar. Erişkin insanların yaklaşık % 16-17’sini ilgilendiren bir durumdur, yaşlanma ile bu durum artmaktadır. Aşırı aktif mesanenin fizyolojik temelinde mesane kasının(detrusor) aşırı aktivitesi den kaynaklanmaktadır. Mesanenin istemsiz aşırı aktivitesine oksijen azlığı (hipoksi), oksidatif stres ve kan akımının azalmasının rol oynadığını bilinmektedir. Aşırı aktif mesane tedavisinde antimuskarinik ajanları ve/veya β3 agonist ilaçlar kullanılmaktadır, ancak bu ilaçların hastalığı iyileştirmemektedir, kaldıki ağız kuruluğu, kabızlık ve bulanık görme, kan basıncındaki değişiklikler, baş dönmesi ve uyuklama gibi ciddi yan etkilere sahiptirler. İlaç tedavisi başarısız olduğunda, mesaneye botulinum toksini enjeksiyonu ve posterior tibial sinir stimülasyonu (PTNS) veya sakral nöromodülasyon (SNM) ile girişimsel-invaziv tedaviler devreye girmektedir. Bu tedavilerden de %100 sonuç alınmamaktadır. Bu nedenle alternatif bir tedavi, özellikle tıbbi olmayan ve rahatsız edici yan etkileri olmayan daha az invaziv-girişimsel bir tedavi bulmak, Aşırı aktif mesane hastaları için son derece önemlidir.

 

Aşırı aktif mesaneye bağlı idrar kaçırmalarda(sıkışma tipi idrar kaçırmalarda; düşük yoğunluklu şok dalga tedavisi ilginç bir şekilde iyi sonuçlar alınmaktadır. Ancak bu iyileştirici etkisinin altında yatan moleküler mekanizma hala belirsizdir. Ancak şok dalga uygulamasının  oksidatif stresi , planlı hücre ölümünü (apoptozis) nispeten engellediği ve doku onarımını desteklediği bilinmektedir. Li-ESWT bu etkilerini vasküler endotelyal büyüme faktörünü (VEGF) dramatik şekilde artırarak yapmaktadır. Bunlara örnek olarak, düşük yoğunluklu ekstrakorporeal şok dalga tedavisi (LiESWT), yeni damar oluşumunu teşvik etmekte, kök hücreleri ve kan damarı oluşumunu sağlayan  hücreleri toplamakta, hücresel çoğalmayı ve hücre yenilenmesini uyarmakta, ve oksidatif stresi bloke etmektedir. Böylece kan dolaşımını iyileştirebilir ve doku tamirini yani onarımını sağlayabilir.  Sonuç olarak, mesane kan dolaşımını ve mesane sinirlerini (innervasyonunu) artırmaktadır. Buna bağlı mesane kasında hücre yenilenmesini (rejenerasyonunu) harekete geçirmekte, mesane ve idrar kanalının kas kasılma fonksiyonunu iyileştirmekte,  ve sonuçta  idrarı tutma yeteneğini desteklemektedir. 


 

Aşırı aktif mesanesi olan hastalarda düşük yoğunluktaki şok dalga uygulaması ile; (0.10-0.25 mJ/mm2, 3000 atım, haftada bir, 4-8 hafta) işeme sıklığı azalmakta, işeme başına idrar hacmi artmakta ve işedikten sonra kalan idrar miktarı azalmaktadır. Bu iyileşme ürodinami gibi objektif bulgularla kanıtlamaktadır. Aşırı aktif mesanesi ve idrar kaçırması olan kadınlarda cinsel fonksiyonu bozukluluğu bilinen bir gerçektir. Cinsel istekte azalma ve cinsel uyarılma kaybı görülmektedir. Şok dalga tedavisi ile birlikte  östrojen kullanımı sadece aşırı aktif mesane ve idrar kaçırma semptomlarını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda cinsel yaşamı fonksiyonlarını ve kalitesini de artırmaktadır. Bu nedenle şok dalga uygulaması, özellikle menopoz sonrası kadınlarda östrojen kullanımı ile birlikte kadın cinsel işlev bozukluğunun tedavisinde önemli bir rol oynayabilir. Sonuç olarak stres tipi idrar kaçırma ve aşırı aktif mesanesi olan sıkışma tipi idrar kaçırması olan kadınlarda düşük yoğunluktaki şok dalga tedavisi, yeni, kolay uygulanabilir, tekrarlanabilir, ağrısız, bilinen bir yan etkisi olmayan ve noninvaziv-girişimsel olmayan bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir.


 

Düşük yoğunluktaki şok dalga uygulaması(Li-eswt), kesin kanıttan yoksun olmasına rağmen, kadınlarda stres tip ve aşırı aktif mesaneye bağlı idrar kaçırmalarda klasik tedavilerle  birlikte veya klasik tedaviye alternatif olarak kullanılabilir. Bu tedavinin uygulanması hekim ve hasta ile beraber karar verebileceği  bir opsiyon ve seçenek olarak görülmelidir. Düşük yoğunluktaki şok dalga tedavisi kök hücre tedavisi ile birlikte yapıldığında etkisi daha fazla olduğu bilinen bir gerçektir. Şok dalga tedavisi ile kök hücre tedavisinin birlikte uygulanması elde edilecek sonuca olumlu yönde etki edeceği beklenebilir.




 

 İntertisiel Sistitte kullanımı

 

Nedeni tam olarak bilinmeyen ve tedaviyede çok fazla cevap vermeyen karmaşık bir hastalık olan inerstisiel sistite mevcut ilaçlarına ek olarak ESWT tedavisi bir umut oluşturmaktadır Özellikle kadın toplumunda daha sık görülen stress tipi idrar kaçırma ve aşırı aktif mesane olgularında(50 yaş altı grupta %10-15), rutin kullanılan ilaçlara ek olarak 4-6 seans ESWT tedavisi ile alınan sonuçlar tek başına ilaçlardan daha etkili olduğu bulunmuştur. 

 

 

Erkeklik Hormonu Yetmezliğinde ve Kısırlıkta Şok Dalga Tedavisi

 

Yaşlanma; hastalık riskini artıran, yılların tortusu olumsuz değişiklikler, genetik kusurlar, çevresel etkiler, ve kalıtsal faktörlerin  etkili olduğu karmaşık bir olgudur. Erkeklik hormonu (Androjen) eksikliği erkeklerde yaşlanmanın yaygın bir belirtisidir ve yaşlı erkeklerin %25'ini etkiler ve bunların %10'undan fazlasında erkeklik hormonuyetmezliğinin (hipogonadizm) şikayetleri ve belirtileri ile ortaya çıkar. Erkeklik hormonlarının %97’si testislerde salgılanmaktadır, normalde testislerin  hacminin ergenlikte arttığını, 30 yaşında pik yaptığını ve 60 yaşından sonra önemli ölçüde azaldığını bilinmektedir. Yaşlı erkeklerde testis hacmi, serum erkeklik hormonu seviyesi ile doğru orantılıdır, testis hacmi küçüldükçe serum erkeklik hormonuseviyesi de o oranda düşmektedir. Yaş arttıkça testis hacimleri azalmakta, dolayısıyla  testislerde erkeklik hormonusalgılayan Leydig hücreleri sayısında da önemli ölçüde düşme olmaktadır, 70 yaşından sonra bu düşme %40-50 lere varmaktadır. Ayrıca yaşlanan Leydig hücrelerindeki oksidan madde (süperoksit) içeriğinin genç Leydig hücrelerine göre oldukça yüksek bulunmuştur. 

 

Kısır(infertil) erkeklerin  %30-80'inde sperm tetkiklerinde reaktif oksijen radikallerinin yüksek olduğu saptanmaktadır, bu da oksidatif stresin erkek kısırlığında kritik bir rol oynadığını göstermektedir. Oksidatif stres, spermin dölleme  potansiyeline zararlı olduğu ve döllenmiş yumurtanın sağlıklı bir erken embriyoya dönüşme şansını azalttığı, dolayısıyla çeşitli yollarla doğurganlığı olumsuz yönde etkilemekte, sperm zarlarına, proteinlere ve DNA'sına hasar verebilmektedir.

 

Şok dalga tedavisi(düşük yoğunluklu ekstrakorporeal şok dalgası tedavisi, Lİ-ESWT); başta ereksiyon sorunu ve peyroni olmak üzere birçok ürolojik hastalıkta uygulanan bir yöntemdir. Şok dalga uygulamasının  oksidatif stresi , planlı hücre ölümünü (apoptozis) nispeten engellediği ve doku onarımını desteklediği bilinmektedir. Li-ESWT bu etkilerini vasküler endotelyal büyüme faktörünü (VEGF) dramatik şekilde artırarak yapmaktadır. VEGF  Leydig hücrelerinden erkeklik hormonusalınımını uyarabildiği saptanmıştır. Bu nedenle, düşük yoğunluktaki şok dalga tedavisinin erkeklerde testisleri olumlu yönde etkileyebileceğini sonucunu doğurmaktadır. Testislere Düşük yoğunluktaki şok dalga(0.05-0.2 mJ/mm2) tedavisi, 6-8 hafta, haftada bir veya iki kez uygulandığında; sperm sayısını, hareketliliğini ve serum erkeklik hormonuseviyelerini iyileştirebileceği saptanmıştır. Ayrıca, testislerdeki oksidatif stresi azalttığı ve antioksidan kapasiteyi ve antiapoptotik kapasiteyi artırdığı bulunmuştur. Bu yöntem hala deneysel görülse bile erkeklik hormonu yetersizliğinde ve kısırlıkta bir umut ışığı olarak görülmektedir.

 

Sonuç olarak, düşük yoğunluktaki şok dalga tedavisi (Li-ESWT),  testesteronu düşük ve/veya kısır erkeklerde testis fonksiyonunu ve sperm kalitesini iyileştirmek için yeni, invaziv olmayan ve etkili bir tedavi metodu olarak görülmektedir, ayrıca obezite, metabolik hastalıklar veya diğer doku hasarlanmaların neden olduğu testis veya diğer organların oksidatif stres durumlarında da olumlu etkileri olduğu varsayılabilir. Bu yöntem, kanıttan yoksun olmasına rağmen, kısırlıkta ve testeron yetmezliğinde klasik tedavilerle  birlikte veya klasik tedaviye alternatif olarak kullanılabilir.

Bu tedavinin uygulanması hekim ve hasta ile beraber karar verebileceği  bir opsiyon ve seçenek olarak görülmelidir. Düşük yoğunluktaki şok dalga tedavisi kök hücre tedavisi ile birlikte yapıldığında etkisi daha fazla olduğu bilinen bir gerçektir. Erkeklik Hormonu yetmezliğinde, azospermi dahil kısır erkeklerde  şok dalga tedavisi ile kök hücre tedavisinin birlikte uygulanması elde edilecek sonuca olumlu yönde etki edeceği beklenebilir.

 

Şok Dalga Tedavisi (ESWT) ve Kök Hücre Tedavisinin Birlikte Kullanımı


ESWT, şok dalgası tedavisi anlamına gelmektedir, bu teknoloji aynı zamanda akustik dalga tedavisi veya AWT olarak da bilinmektedir. Şok dalga cihazı, iyileşmeyi desteklemek için dokularımızdan geçebilen küçük bir şok dalgaları üretir. Aslında daha güçlü şok dalga cihazı versiyonları  uzun yıllardır hastalarda böbrek taşlarını kırmak için kullanılmaktadır (ESWL) Daha az güçlü versiyonu olan ESWT; çeşitli dokularda, eklem, kas ve tendon problemleri için yaygın olarak kullanılmaktadır. üroloji alanında ise, ereksiyon sorunu, gevşek penis peyroni hastalığı, kronik prostatit, ağrılı mesane sendromu, kadınlarda PID ve diğer bazı ürolojik hastalıklarda sıklıkla ve güven içinde kullanılmaktadır.  Aynı zamanda kronik ağrı ile başa çıkmak için çok iyi bir araçtır.

 

Kök hücreler, vücutta iki benzersiz ve önemli değişim yapabilen özel-ana hücrelerdir. Birincisi kendilerini çok fazla kopyalama, hatta teorik olarak, bir kök hücre sonsuz sayıda yeni kök hücre kopyalama özelliğ sahip olmasıdır. Kök hücrelerin yapabileceği diğer özel işlev ise, başka hücre türlerine dönüşebilme özelliğidir. Örneğin, yağdan elde edilen kök hücreler bir kemik hücresine, kas hücresine, kan damarı hücresine veya diğer başka hücre tiplerine dönüşebilir. Bu iki özel özelliğinden dolayı kök hücreler vücudun iyileşme sürecinin önemli bir parçası olarak görülmektedir. Hemen hemen tüm yeni doku büyümesi ve olgunlaşması kök hücreler tarafından yapılmaktadır. Kök hücreler vücudumuzun iyileştirme motorlarıdır.

 

Şok Dalga Tedavisi Neden Kök Hücrelerle Neden Kullanmaktayız?: Çalışmalar, şok dalga tedavisi tek başına uygulansa bile  kök hücreleri uyardığı gösterilmiştir. Bu kök hücrelerde , iltihaplanmayı iyileştirmeye ve onarmaya yardımcı olduğu bilinen bir gerçektir. Şok dalga kök hücre uyramı yaparak ve dokuda bazı büyüme faktörlerini harekete geçirerek, uygulanan dokuda yeni kan damarları oluşumunu sağlamaktadır, sonuçta dokunun beslenmesi ve kan dolaşımını(Perfüzyonu) artırmaktadır.  Sonuç olarak kök hücre tedavisinin şok dalga tedavisi ile birlikte yapılmasının sinerjik etki yani daha fazla etkili sonuç verdiği kanıtlanmıştur.

 

Kök hücre solusyonu, ya göbekteki yağ dokusundan izole edilmekte veya kemik iliğinden alınıp laboratuvardan çoğaltılarak elde edilmektedir. Pratikte en çok göbek yağından elde edilen kök hücre solüsyonu kullanılmaktadır. Hazırlanan solüsyonun bir kısmı damardan ve kalan kısmı istenilen dokuya enjeksiyon ile  verilmektedir. Son olarak etkinliğini artırmak için 6 seans şok dalga uygulanmaktadır. Bu kombinasyon yeni olmasına rağmen, birçok hastalığı iyileştirme konusunda muazzam bir potansiyele sahiptir.

 

ESWT yapılmaması gereken durumlar 

 

Kanama bozukluğu, Kanserler, hedef alanda büyük damar ve sinir bulunması, kemiği büyüme alanlarına(epifiz, omurilik), kalp pili bölgesine, enfeksiyon alanına ve gebelikte kullanılmamalı. 

 

Hakkı Perk ©2020 | Her Hakkı Saklıdır. | Ankara Web Tasarım tarafından oluşturulmuştur.