05432632840 | Neorama İş Merkezi Beştepe Mah., Yaşam Cad., No:13, A-Blok, Ofis No:22, Söğütözü, Ankara

Arama :

Hastalıklar

Böbrek Kisti
Böbrek Kisti

Böbrek Kisti Nedir?

 

 

Böbrek kistleri, böbrekler üzerinde veya içinde oluşan yuvarlak sıvı dolu keseler dir. Basit böbrek kistleri, insan böbreğinde görülen en yaygın lezyonlardır, ve böbreklerin edinsel bir hastalığıdır. Yaşlanma ile  birlikte  görülme oranları giderek artmaktadır ve 50 yaş üstü erkek ve kadınlarda  %50 oranında görülmektedir. Genellikle bir şikayete neden olmazlar ve teşhisi genellikle radyolojik-röntgen incelemeleri sırasında tesadüfen konulmaktadır.

 

Basit böbrek kistleri bir veya birden fazla, tek taraflı veya iki taraflı olabilir ve şekil olarakta yuvarlak veya oval olabilmekte ve içleri plazma gibi şeffaf veya saman rengi sıvı ile doludur. Bizim “basit kistler” dediğimiz böbrek kistlerinin büyük çoğunluğu kanser açısından endişe kaynağı olmasa da, görüntüleme yöntemlerinde görülen ve kanser olasılığını düşündürecek bulgular(komplike-komplex kist) saptanabilir. Tomografideki kist  görüntülerinden elde edilen bilgiler; aşağıda bahsedeceğimiz Bosniak sınıflamasına göre kanser olasılığı açısından değerlendirilir ve ona göre kist takibi, ve tedavisi planlanır. 

 

Yine konumuzun dışında, böbrek kistlerine neden olabilecek çok sayıda genetik durumlar ve tıbbi durumlar da vardır. Bazı ailelerde görülen "polikistik böbrek hastalığı" adı verilen nadir bir kalıtsal hastalıktır ve  böbreklerde yüzlerce kistin oluşmasına neden olur. Bunlar dışında bu makalenin konusu olmayan ‘’Kist hidatik hastalığı’’ “ekinokok” ailesinden (kedi, köpek,tilki kurt gibi et oburlardan bulaşan) tenyalı parazitlerin yol açtığı   parazit enfeksiyonu böbrekte ve diğer organlarda kalın duvarlı kistik yapılar oluşturmaktadır.  

 

 

Böbrek Kistinin oluşma Nedenleri

 

Basit böbrek kistlerinin nereden köken aldığı konusunda netleşmiş bir fikir yoktur.Genel olarak bakıldığında böbrek kistleri ile ilişkili çoğu bulgu arasındaki bağlantı tam olarak açıklanamamıştır ve bu bulgular sıklıkla eşzamanlı ve rastlantısal ortaya çıkmaktadır.Bir insanın hayatında yaptığı, böbrek kistlerine neden olabilecek hiçbir şey yoktur. Hiçbir yaşam tarzı davranışı, çevresel maruziyet veya diyet böbrek kistleri ile ilişkilendirilmemiştir. Basit kistler hem erişkin hemde çocuklarda görülebilen lezyonlardır. Genellikle başka bir nedenden dolayı çekilen batın USG yada BT ile ortaya konur.



 

Böbrek Kistlerinin Nedenleri ve  Risk Faktörleri  şunlardır:

 

  • Yaş: Böbrek kistleri yalandıkça görülme sıklığı artmaktadır 

  • Cinsiyet: Erkeklerde daha sık (2-3 kat) görülmeltektedir

  • Böbrek taşları: böbrek kistleri için risk faktörüdür 

  • Böbrek fonksiyon bozukluğu veya yetmezliği 

  • Tansiyon yüksekliği 

  • Sigara içimi basit böbrek kistlerinin oluşumunda risk faktörleri olarak belirtilmektedir

 

 

1- Yaşlanma ile  birlikte böbrek kılcal damarlarında   ve idrar taşıyan-süzen tüplerde tıkanıklık olduğu ileri sürülmektedir. Günümüzde ise basit böbrek kistlerinin distal kıvrımlı veya toplayıcı tübüllerde oluşan balonlaşmanın (divertikül) neden olduğu kabul görmektedir. Bu balonlaşmalar muhtemel idrar yapan tüplerin zarlarında  zayıflamadan kaynaklandığı ve yaşlı böbreklerde balonlaşma sayısı  daha fazla olmaktadır. Bu nedenle ileri yaşlanma ile  birlikte basit böbrek kistlerinin sayısında da artış izlenmektedir. 

 

2-Böbrek kistleri ile ilişkili faktörler olarak; anormal serum kreatinin değerleri ve idrarda protein kaçağı varlığı belirtilmiştir. Kan kolesterol  ve şeker miktarı, idrarda kanama ve iltihap varlığının ise basit böbrek kistleri ile ilişkisi yoktur. Yüksek serum üre/kreatinin değerleri ile kendini gösteren böbrek yetmezliği   ile  basit böbrek kistleri arasındaki anlamlı ilişki; anormal idrar yapan tübüllerin büyüme mekanizması ile açıklanabilir. İdrar süzen zerreciklerin kaybına(böbrek yetmezliği) bağlı olarak birim tübül başına düşen iş yükü artar ve bu tübüllerde büyüme sinyali olarak algılanır ve büyürler.Bu büyüme sırasında zayıf noktalardan balonlaşmalar (divertikül) oluşumu olduğu bunların zamanla kiste kistik yapılara evrildiği ileri sürülmüştür. 

 

3- Basit böbrek kistleri ve hipertansiyon arasındaki ilişki tam olarak aydınlatılmış değildir. Basit böbrek kisti olan kişilerde arteriyel kan basıncının daha yüksek olduğunu bulunmuştur. Buna göre basit böbrek kistinin  büyümesine bağlı mekanik baskı sonucu gelişen böbrek kanlanmasında azalma(iskemi) tansiyon yapıcı renin salınımda artışa yol açmakta ve bunun sonucu olarak da erken dönemde hipertansiyon meydana geldiği iddia edilmiştir . 

 

4- Basit böbrek kistleri ve idrarda kanama, böbrek taşları ve böğür ağrısı gibi böbrek ve idrar yolu hastalıkları arasındaki ilişkiye bakacak olursak;  bu durumun böbrek dokusunda oluşan anormallik (disorganizasyon) ve bunun sonucunda meydana gelen idrar yapan tüplerde tıkanıklığa bağlı geliştiğini düşünülmektedir. 

 

 

Böbrek Kistinin görülme sıklığı

 

  • Ana rahminde bebekte böbrek kistleri %0.09 oranında saptanmıştır. 

  • Doğum ile 18 yaş arasında basit böbrek kistlerinin sıklığı %0.1 ile %0.45 arasında değişmekte olup ortalama %0.22’dir. 

  • Erişkinlerde ise sıklığı yaş ile artmakta olup 40 yaşında yaklaşık %20, 

  • 60 yaşından sonra ise %50 oranında görülmektedir. 

 

 

Belirtileri 

 

  • Böbrek kistleri genellikle pek şikayete neden olmazlar 

  • Karında elle hissedilen kitle, 

  • Yan ağrısı, baskıya ve kanamaya bağlı 

  • Hipertansiyon renin salınımına bağlı

  • İdrarda kanama (hematüri), zayıf yerinden böbrek boşluğuna açılması ile olur.

  • Böbrekte kistin baskısına bağlı genişleme ve tıkanıklık 

  • Böbrek boşluğuna açılarak baloncuk oluşması(divertikül) veya divertikül ile böbrek bağlantısın kapanması ile yeni kist oluşabilir






 

Teşhis

 

Ultrasonografi(USG): Basit böbrek kistlerinin teşhisinde  ilk tercih edilen görüntüleme yöntemidir. Basit böbrek kistlerinin bulundurması gereken tanısal ultrasonografik kriterler vardır. Eğer saptanan bulgular, bu kriterlere uymuyorsa  bu kist komplike böbrek kisti olarak tanımlanır. Kompleks böbrek kistinin sonografik özellikleri ise internal ekojenite, septasyon,kalsifikasyon, belirgin duvar yapısına sahip olma ve nodüler bileşen bulundurma olarak belirtilir. USG kistin içindeki sıvının yapısını tomografiye göre daha net gösterir. Kist içerisinde saptanan  yapılar ve zerrecikler  sıklıkla kanama ve ya enfeksiyona bağlı olarak gelişir. İçine kanama olmuş kistler, diğer komplike kist kriterleri de varsa kanser  açısından değerlendirilir ve daha gelişmiş görüntüleme yöntemlerine başvurulur. 

 

Kist içerisinde saptanan septasyonlar(zarlarla birbirinden ayrılmış odacıklı kistler) sıklıkla kist içine kanama, enfeksiyon veya kisti boşaltmak için iğne yapılan tıbbi girişime bağlı olarak gelişir. iki kisti bölen zarrın (Septalar) ince (kalınlığı <1 mm), düzgün ve yumuşak, kist duvarında kalınlaşan elemanlar eşlik etmiyor ise bu kistler basit kist kabul edilir. Eğer zarlarda (septada) düzensizlik, kalınlığında artış (>1 mm), duvarına yapışan  solid bileşenler eşlik ediyorsa, kistin kötü huylu-kanser olma ihtimali artar ve ileri araştırma yapılması gerekir. Bu durumlarda, tomografi, ince iğne aspirasyon biyopsisi veya MR ile değerlendirilmelidir. Yine böbrek havuzcuğu civarındai kistlerde tomografik olarak tekrar değerlendirilmelidir.

 

Bilgisayarlı Tomografi(BT): Basit böbrek kistlerinin BT ile tanısal özellikleri USG ile benzerdir, BT ile basit kist te %100’e yakın doğrulukla konulabilmektedir. Buna göre basit kistlerin içeriğinin yoğunluğu (dansitesi) su yoğunluğuna yakındır ve -10 ile +20 Hounsfield ünitesi (HU) arasında değişir. Ayrıca damardan verilen boyalı madde (kontrast madde) enjeksiyonundan sonra kontrast madde tutulumu göstermezler. Bunlar düzgün ve yuvarlak şekil homojen su yoğunluğunda  sıvı içerik, komşu böbrek dokusu ile düzgün ve keskin sınır oluşturma, belirgin duvar yapısında sahip olmama olarak sayılabilir. Ayrıca damardan kontrast madde verilmesini takiben alınan görüntülerde kist içeriğinin 10 HU den fazla dansite(yoğunluk) artışı, yani kontrast madde tutulumu göstermezler. 

 

Kistler kan damarlarına sahip olmadığından ve idrar süzen zerrecikler (nefron) ile  direkt bağlantılı olmadıklarından dolayı boyanma (kontrast tutma) göstermezler. Eğer kist veya kist duvarı ve septalarında kontrast madde tutulumu varsa kist içinde damarlanma olduğunun kanıtıdır  ve bu nedenle kanser yönünden yüksek şüphe uyandırmalıdır. 

 

Aspirasyon biyopsisi: USG veya BT incelemelerinde kist içinde kan, abse, kireçlenme(kalsifikasyon) varlığında kistik kanserler akla gelmelidir. Karar verilemeyen durumlarda nadiren ince iğne aspirasyon biyopsisi düşünülür.

 

Manyetik Rezonans görüntüleme(MR): MR kist sıvısı hakkında daha spesifik bilgi vermesine rağmen ultrason veya BT ile elde edilenden çok fazla ve daha değerli bilgi vermez. T1 ağırlıklı görüntülerde kist duvarı veya septa varlığında sıvı düşük sinyal yoğunluğunda ise kist basit-iyi huylu olarak kabul edilmektedir. T2 ağırlıklı görüntülerde hemorajik sıvı aşırı parlak şekilde görülür. 

 

 

 

Bosniak sınıflaması: Tomografi görüntülerine göre, Kistlerin kanser olma kriterlerini veya kistin taşıdığı kanser riski olasılıklarını ve kompleks/komplike yapılarını değerlendirmek için Bosniak kategorileri kullanılmaktadır. (Morton A. Bosniak tarafından tanımlanmıştır) 

 

Bosniak sınıflaması (Son modifikasyon)

 

Bosniak I:  iyi huylu basit kist

 

  • Düzgün cidarlı,Kist duvarı-zarı ince ≤2 mm

  • Kist içeriği su yoğunluğunda

  • Kisti bölümlere ayıran septalar, kireçlenme veya katı bileşenler yok

  • Hiç kontrast (boyalı madde)tutulumu yok

  • Kanser riski: %0

 

 

Bosniak II: iyi huylu kist - "hafifce komplike" kist

 

  • Kisti birkaç adet bölüme ayıran ve ince <1 mm septa denilen veya hafif kireçlenme 

  • Kontrast madde tutulumu hiç yok 

  • Kist içeriği yüksek yoğunluklu (protein içeriğinin fazla olması veya kist içine kanamaya bağlı), kist boyutu <3 cm, düzgün sınırlıdırlar

  • Kanser riski yaklaşık %0



 

Bosniak IIF: hafif komplike-kompleks kist

 

  • Kisti bölümlere ayıran septal yapılarının sayısı fazladır ve duvar kalınlıkları daha fazladır ve yer yer nodüler duvar kalınlaşmaları olabilir.

  • Septalarda varlığı görülen ancak ölçülemeyen kontrast madde tutulumu olabilir.

  • Yüksek yoğunluk içeriğe sahip, ve > 3 cm çapında ve genellikle böbrek dokusu içinde sıkışık (intrarenal- duvarın %25’i böbrek dışında taşmaktadır) olup, kontrast madde tutmazlar, yine düzgün sınırlıdırlar

  • Takip gerektirir: Katı bir takip protokolü olmamakla beraber ilk yıl 6 ayda bir, sanraki 5 yıl için  yılda bir,  ultrasonografi, tomografi veya MR ile takip idealdir.

  • Kanser riski % 5-6 civarındadır


 

Bosniak III: Tanımlanamayan kanser açısından kuşkulu kistik kitle, 

 

  • Kisti bölümlere ayıran septal yapıların kalınlaşmış düzensiz veya düz duvarlara sahip ve  kontrast madde tutulumu vardır

  • Tomografide çok yoğun içeriğe sahiptir.

  • Cerrahi girişim ile parsiyel nefrektomi (böbreğin sadece kistik kısmının alınması) veya radyofrekans ablasyon adayıdırlar

  • Kanser çıkma riski %55-60 dır


 

Bosniak IV: Net kistik böbrek kanseri

 

  • Bosniak III kriterlerine ek olarak kist duvarı veya kisti bölmelere ayıran septuma bitişik fakat bağımsız olan yumuşak doku bileşenlerinin görülmesi, ciddi kontrast madde tutulumu vardır.

  • Yer yer geniş kistik yapıları olan solid kitlelerdir. Nekrotik alanlar içerebilir

  • Cerrahi girişim ile parsiyel nefrektomi (böbreğin sadece kistik kısmının alınması), veya radikal nefrektomi adı verilen tüm böbreğin alınması önerilir

  • Kanser çıkma ihtimali hemen hemen %100






 

Tedavi

 

Birçok basit böbrek kistinin tanısı tesadüfen konur ve genellikle böbreğin kenarında yani konturdan taşan bir yumru şeklinde yerleşim gösterirler ve şikayet ve belirti vermezler. Basit böbrek kisti hiçbir belirti veya şikayete neden olmazsa ve böbrek fonksiyonlarını etkilemiyorsa , tedavi ihtiyacı olmayabilir. Tedavi yerine kistin yukarıda bahsedilen Bosniak sınıflamasındaki kategorilere göre düzenli aralıklarla takip edilebilir. Bu takipler sırasında böbrek kistin yapısı ve boyutları değişir ve belirti ve şikayetlere neden olursa, o zaman tedavi önerilebilir.seçebilirsiniz. Bazen basit bir böbrek kisti nadirde olsa zamanla kaybolabilir. . 

 

Basit Kistlerin Tedavi Kriterleri

 

  • 10 cm den büyük olması: ufak bir travma ile patlama riski vardır

  • Ağrıya neden oluyorsa,

  • İdrarda kanamaya neden oluyorsa ve kist içine kanama söz konusu ise

  • Hipertansiyona(tansiyon yüksekliği) neden oluyorsa

  • İdrar akışını engelleyecek tarzda böbrek çıkışını engelliyor, böbrekte şişmeye neden oluyorsa (pelvikalisiyel dilatasyon, hidronefroz)

  • Böbrek fonksiyonlarını bozuyor ise

  • Enfeksiyon nedeni veya apse  odağı ise

  • Bosniak kriterlerine göre azda olsa kanser riski taşıyorsa

  • Tedavi konusunda kararsız kalınan durumlarda hastanın isteği dikkate alınabilir



 

1- Ultrasonografi (USG) eşliğinde iğne ile kist boşaltılması: Tedavi gerektiren ancak kanser riski taşımayan basit kistler USG eşliğinde ciltten (perkütan) bir iğne ile  girerek olarak sıvının boşaltılması,  sonra kist boşluğuna kistin  tekrar etmemesi için  sklerozan bir madde enjeksiyonu ile tedavi edilebilir. Ancak tekrar etmemesi için sklerozan madde kullanıldığında kistin tekrar etme olasılığı %30,  kullanılmadan yapılan boşaltmalarda tekrar-nüks oranının %88 dir. Basit böbrek kistinin iğne ile boşaltılmasının; minimal invaziv olması, iyi tolere edilebilmesi, USG eşliğinde kolay ulaşılabilmesi ve hastanede yatışa ihtiyaç duyulmaması avantajları vardır. Kist tedavisinde eğer iğne ile boşaltma  başarısız olursa kist duvarının görünen kısmı laparoskopik veya açık cerrahi yöntemlerle çıkarılması önerilebilir.







 

Kistin tekrar etmemesi için kullanılan maddeler ve belirtilen başarı oranları: 

 

  • Etanol %97

  • Pantopaque % 23-82

  • Bizmut fosfat %44-81 

  • Minosiklin %50  

  • Tetrasiklin %44-71, 

  • Povidone-iodine %18- 60 

  • Etanolamin oleat %65-9, 

  • Karbondioksit %71-100 

  • Chitosan ile % 90 

 

Açık Cerrahi: Açık cerrahinin başarı oranları yüksek olsada kiste ulaşmak için geniş bir şekilde kesi yapma zorunluğu mevcut olduğundan ve ameliyat sonrası olabilecek ağrı ve komplikasyonlar ve yara izi nedeniyle günümüz şartlarında  pek tercih edilmemektedir. Ancak kanser riski yüksek olan basit olmayan komplike kistlerde cerrahın tercihine göre açık ameliyat düşünülebilir.

 

Kapalı  Laparoskopik Ameliyat: Yüksek başarı oranlarına sahiptir ve  açık cerrahiye göre daha az invaziv-yaralayıcı olduğu belirtilmiştir. Laparoskopik tekniklerdeki gelişmelere rağmen, değişik metodlarla uygulanan girişimlerde hala %19 oranında tekrarlama nüks bildirilmektedir. Laparoskopik kist ameliyatı sonrası tekrar nüks olması , kist duvarının tam olarak çıkarılmaması ile  açıklanmakta ve kalan kist duvarının çevre dokulara yapışarak tekrar kist oluşturabileceği ifade edilmektedir. Nüksleri önlemek için farklı teknikler bildirilmiştir, bunlar; kist tabanının yakılması, marsupiyalizasyon adı verilen kist duvarının dikilmesi, veya kist alındıktan sonra  kistin tabanına Surgicell denen bir materyal konması yada kist tabanının karın içi zarı(omentum) ile örtülmesi dir.

 

Sonuç olarak; tedavi kriterleri taşıyan basit böbrek kistleri: USG eşliğinde iğne ile boşalttıktan sonra kist boşluğuna tekrar nüks etmemesi için sklerozan madde verilmesi veya kapalı laparoskopik kist ameliyatı ile güvenli ve etkili bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

Hakkı Perk ©2020 | Her Hakkı Saklıdır. | Dinamiksoft tarafından oluşturulmuştur.