Prostat Kanseri

Mayıs 9, 2020

Prostat Kanseri Nedir?

Prostat kanseri, prostat bezinin habis bir tümörüdür. Prostat kanserinin çeşitli evreleri vardır. Tedaviniz, tümörün spesifik özelliklerine ve tıbbi ekibinizin tecrübesine bağlıdır. Prostat kanseri genellikle yavaş gelişir ve belirgin semptoma yol açmaz. Hızlı ilerleyen prostat kanseri nadirdir. Prostat kanseri gelişme riski yaşla birlikte artmaktadır. Prostat kanserinin ortalama tanı konulma yaşı 69’dur. Tanı araçlarındaki gelişmeler ve beklenen yaşam süresinin artması tanı konulan prostat kanseri sayısını artırmaktadır. Prostat kanseri, Avrupa’da yaşlı erkeklerde en sık gözlenen kanserdir. Prostat kanserli hastalarda beklenen yaşam süresi göreceli olarak uzundur ve bu süre artmaya da devam etmektedir.

Hastalığın evreleri:Prostat kanseri farklı evrelere sahip bir hastalıktır. Tümör prostatta sınırlı kalmış ve yayılma olmamışsa lokalize prostat kanseri olarak adlandırılmaktadır. Lokal ileri prostat kanserinde, tümör dokusu seminal veziküller, mesane boynu veya etrafındaki lenf nodları gibi dokulara yayılma olmaktadır. Uzak lenf nodlarına veya diğer organlara tümör yayılımı varsa bu durum metastatik hastalık olarak ifade edilmektedir.

Prostat kanser hücre büyümesinde hormonların rolü: Hücreler normalden daha hızlı büyümeye başladığında tümör gelişmektedir. Prostat kanser hücresinin büyümesi androjen olarak bilinen erkeklik hormonlarına bağlıdır. En önemli androjen testosterondur ve çok büyük oranda testiste sentezlenir.

Prostat Kanseri Risk Faktörleri

Prostat kanseri için bilinen çeşitli risk faktörleri vardır ki bunlardan en önemlisi yaştır. Prostat kanseri 40 yaş altında oldukça nadirdir ve çoğunlukla 65 yaş üstü erkeklerde gelişmektedir. Aile geçmişi de risk artışı getirebilir.

Aile geçmişinin olduğu prostat kanser oranı Afrikalı erkeklerde yüksek, Asyalı erkeklerde daha azdır. Bunun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Daha fazla et ve süt ürünü tüketiminin kanser riskini artırdığı söylenmekle beraber daha fazla araştırmaya gerek vardır.

Sınıflandırma ve Risk Grupları

Sınıflandırma: Prostat tümörleri, tümör evresi ve tümör hücrelerinin agresiflik derecesine göre sınıflandırılır. Bu iki faktör, muhtemel tedavi seçeneğinin belirlenmesinde esastır. Doktorunuz, sizin gerçek durumunuzu daha iyi anlamak için bir dizi test yapar. Hastalığın evresini belirlemek için fizik muayene ve görüntüleme tetkikleri kullanılabilir. Prostat kanseri, tümörün ne kadar ilerlemiş olduğuna ve kanserin lenf bezi veya diğer organlara yayılıp yayılmamasına göre sınıflandırılır.

Prostat tümörünün evresi TNM sınıflandırmasına dayanmaktadır. Ürolog, tümör (T) boyutu ve invazivliğine (yayılma kapasitesi) bakar ve 4 evrede değerlendirilen hastalığın sizde ne kadar ilerlemiş olduğunu belirler. Doktorunuz, tümör boyutuna göre, tümör derecesini a, b veya c olarak da işaretler. Prostat etrafında herhangi bir lenf düğümü (N) tutulumu olup olmadığını veya kanserin vücudunuzun (M) herhangi bir yerine yayılıp yayılmadığını da kontrol eder. Eğer prostat tümörü metastaz yaparsa, genellikle kemikler, sıklıkla omurga, akciğer veya beyine yayılır. Şekil 2-6 farklı evreleri göstermektedir.

Sınıflandırmada diğer faktör Gleason skorudur. Gleason skoru biyopsi sırasında alınan dokuya göre, patolog tarafından belirlenir. Bu tümörün agresifliği hakkında bilgi verir. Patolog, kanser hücrelerinin yapı ve düzenlerine dayanarak, tümörün ne kadar hızlı büyüyeceğini anlayabilir.

Gleason skoru: Gleason skoru 6 ile 10 arasında değişir. Daha yüksek skorlu tümörler daha agresiftir ve tedavi edilmesi daha zordur. Bu skor kanser hücrelerinin paternlerine (yapı ve düzenlerine) dayanır. Her bir patern 1 ile 5 arasında bir değer alır. Patolog doku örneklerinde en çok görülen iki paternin skorlarını toplar. Örneğin; en çok görülen paternin skoru 3 ve ikinci en yaygın skor 4. Bu vakada Gleason skoru 3 + 4 = 7.

Prostat Kanseri Belirtileri

Prostat kanseri genellikle asemptomatiktir, yani prostat kanseri belirtisi olan net bir bulgu yoktur. Çoğu durumda semptomlar, iyi huylu prostat büyümesi (BPE) ve/veya enfeksiyon nedeniyle oluşur. Eğer prostat kanseri semptomlara neden olursa bu genellikle hastalığın ilerlemiş olduğunun bir belirtisidir. Bundan dolayı, bu semptomlara neyin neden olduğunu anlamak için doktora başvurulması önemlidir.

Bu semptomlar aşağıdakileri içerebilir:

  • Üriner semptomlar (sık idrara çıkma, idrar akımında zayıflık gibi)
  • İdrarda kan bulunması
  • Sertleşme problemleri
  • İdrar kaçırma
  • Barsak kontrolünün kaybı
  • Kalça, sırt, göğüs veya bacaklarda ağrı
  • Bacaklarda güçsüzlük
  • Kemik ağrısı

Tanı Araçları

PSA Testi:Prostat hastalıklarını teşhis etmek için en sık kullanılan yöntemlerden biri, prostat-spesifik antijen (PSA) seviyesini kontrol etmek için yapılan kan testidir. Eğer PSA seviyesi çok yüksekse, bu prostattaki hücrelerin alışılmadık biçimde davrandığını destekler. Bu durum tümör nedenli olabileceği gibi aynı zamanda enfeksiyon, veya prostatın iyi huylu büyümelerinde de olabilir.

Prostat kanseri genellikle asemptomatiktir, ancak bilinen bir kaç risk faktörü vardır. Bunlar; ileri yaş, ailede prostat kanseri geçmişi ve ırktır. Eğer prostat kanseri olma riskiniz yüksekse, doktorunuz kan prostat-spesifik antijen (PSA) düzeyini ölçmek için bir test yaptırmanızı önerebilir. Bu PSA testi olarak bilinir.

PSA testinin asıl avantajı, prostat kanseri gelişme riski yüksek olan erkeklerin düzenli olarak kontrol edilebilmesidir. Böylece bu tümörlere daha erken tanı konulabilir ve hastalığın tedavi şansı daha yüksek olur.

PSA testinin ana problemi, ciddi sağlık problemlerine neden olmayan tümörleri de saptamasıdır. Bu tümörlerin tedavisi, istenmeyen fiziksel yan etkilere neden olabilir. Kanser tanısı da stres ve endişeye neden olabilir. Bazı ürologlar fazla/aşırı tedavi denilen durumdan kaçınmak için düzenli PSA testiyle yapılan prostat kanseri taramalarına karşıdır.

Test parmakla rektal muayene:Doktorunuz prostatınızın boyutunu, şeklini ve sertliğini değerlendirmek için parmakla rektal muayene yapacaktır. Bu test parmakla rektal muayene (PRM) olarak bilinir. Bazı durumlarda doktorunuz alt üriner sistem görüntülenmesi yapılmasını tavsiye edebilir. Ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve kemik taraması gibi farklı tipte görüntülemeler mevcuttur. Bu yöntemlerden hiçbiri prostat kanseri olup olmadığınızın cevabını kesin olarak veremez. Doktorunuz prostat kanseri olma riskinizi tahmin etmek için yaşınız ve aile geçmişinizle birlikte test sonuçlarınızı değerlendirecektir.

Biyopsi:Risk yüksek ise, size prostat biyopsisi gerekebilir. Bu test tümörünüzün olup olmadığını teyit etmek için yapılır. Biyopsi sırasında 8-12 arasında prostat doku örneği alınır. Eğer kan pıhtılaşmasını engellemek için ilaç alıyorsanız, prostat biyopsisi öncesi ilacınızı bırakmanız gerekip gerekmediğini doktorunuzla görüşün. Doktorunuz biyopsiden önce antibiyotik verir ve enfeksiyondan korumak için rektum ve kalın bağırsağınızın temizliğinden emin olur.Doktor lokal anesteziyi takiben rektal bölgeden iğneyle prostata girer. Prostat bezinin farklı bölgelerinden örnekler alınır. Eğer bir görüntüleme tetkikiniz varsa biyopsi prostatta muhtemel tümör olan alanlara yönlendirilir. Doku örnekleri, gelecekteki tedaviyi belirlemeye yardımcı olmak için patolog tarafından incelenir. Prostat biyopsisinden sonra idrarda ve menide kan görebilirsiniz. Ateşiniz olursa hemen doktorunuza başvurmanız gerekir.Biyopsi güvenilir bir tanı aracı olmasına rağmen, prostattaki tümörü saptayamama/gözden kaçırma ihtimali vardır.

Füzyon biyopsisi: Prostat kanserinin tanısında kullanılan standart yöntem, transrektal ultrason (TRUS) rehberliğinde yapılan prostat biyopsisidir. Bu yöntemde sistematik olarak prostattan 6-12 adet örnekleme yapılır. Prostat biyopsisi yapılan her üç hastanın birinde kanser tespit edilmektedir. Prostattaki kanser odaklarını TRUS ile belirlemek zordur. TRUS rehberliğinde yapılan sistematik biyopside yapılan rastgele örneklemeyle, saldırgan bir prostat kanserini atlayabilme olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle, kanser saptanamayan ancak klinik olarak kanser şüphesi devam eden hastalara 2. hatta 3. defa biyopsi yapmak gerekebilmektedir.

Son yıllarda prostat kanserinin tanısında yaygın olarak kullanılmaya başlanan multiparametrik MR ile prostatta yüksek tümör riski olan alanlar belirlenebilmektedir. Prostat içindeki kanserli alanlar, pıhtı, enfeksiyon vb. patolojilerden daha net olarak ayırt edilebilmektedir. Bu sayede biyopsi gerekliliği daha kesin olarak belirlenmekte ve gereksiz biyopsilerden kaçınılmaktadır.

MR TRUS Füzyon Biyopsisi, akıllı biyopsi robotu ve gelişmiş bilgisayar yazılımlarının kullanıldığı bir biyopsi yöntemidir. Bu yöntemde MR ve ultrason görüntüleri bilgisayar ortamında üst üste getirilerek prostatın 3 boyutlu görüntüsü oluşturulur. Üç boyutlu görüntülenen kanser odaklarından minimal sapmayla örnekleme yapılır.

Prostat Füzyon Biyopsi’nin üstünlükleri:

  • Tümör riski taşıyan alanlardan minimal sapma ve hatayla örnekleme yapılır.
  • Tekrarlayan biyopsi gereksinimi azalır.
  • Körleme yapılan standart biyopsinin aksine, multiparametrik MR’da kanser şüphesi taşıyan lezyonlardan doğrudan biyopsi yapılabilir.
  • Klinik olarak saldırgan tümörlere daha hızlı tanı konulmasını sağlar.
  • Ultrasonla görüntülenemeyen, teknik olarak örnek alınması zor bölgelerden biyopsi almaya olanak tanır.

Füzyon biyosi işlemi: Biyopsi işlemi genel ya da bölgesel anesteziyle yapılır. İşlem öncesi enfeksiyon riskini azaltmak için antibiyotik verilir. Füzyon biyopsi yapılacak olan hastalara öncesinde multiparametrik MR yapılır. Füzyon biyopsi robotuyla prostat bezinin sınırları ve büyüklüğü belirlenir. Multiparametrik MR’da yüksek tümör riski taşıyan alanlar bilgisayarda işaretlenir. Bu görüntüler ile TRUS rehberliğinde alınan görüntüler üst üste getirilerek prostatın 3 boyutlu modeli oluşturulur. Biyopsi iğnesi robotik bir kol yardımıyla işaretlenmiş şüpheli alanlara yönlendirilerek, hedeflenen alandan yeterli derinlikte, tam doğrulukla doku örneklemesi yapılır. Biyopsi sonrası örnekleme yapılan alanların prostat içindeki tam koordinatları izlem amaçlı kaydedilir.

Tedavi

1-Lokalize prostat kanseri:Lokalize prostat kanseri; prostatta sınırlı olan ve vücudun başka herhangi bir yerine yayılmayan tümörü tarif eder. Tümörün boyutuna ve prostattaki yerleşim yerine bağlı olarak T1 veya T2 tümör olabilir.

T1, görüntüleme yöntemlerinde görülemeyecek veya parmakla rektal muayenede (PRM) hissedilmeyecek kadar küçük tümör anlamına gelir. T1 tümörler biyopsi ile teyit edilir ve patoloğun incelemesine dayanarak a, b veya c evresi olarak belirlenir.

T2 tümör, prostat kanserinin PRM sırasında hissedilebildiği fakat halen prostatta sınırlı olduğu anlamına gelir. Doktorunuz ayrıca bu evreyi, tümörün boyutuna ve bir veya daha fazla prostat lobunu tutup tutmamasına bağlı olarak a, b veya c olarak belirler.

Tedavi seçenekleri: Eğer lokalize prostat kanseri tanısı aldıysanız, doktorunuz kanserin tedavisinde konservatif tedavi, radikal prostatektomi, radyoterapi veya yeni deneysel yöntemleri size önerebilir. Her bir tedavinin kendine özgü avantaj ve dezavantajları vardır. Tedavi seçimi sizin bireysel durumunuza bağlıdır.Bu bölümde, doktorunuzla birlikte karar vermeniz gereken farklı tedavi seçenekleri, bireysel gereksinimlerinize göre kararlaştırılır.

a-Konservatif tedavi: Konservatif tedavi, hastalığın ilerlemesinin yakından takip edildiği bir tedavi türüdür. Prostat kanserinde bu, aktif izlem veya bekle gör ile yapılabilir. Aktif izlem süresince, doktor sıkı bir takip programıyla tümör ve tümör büyümesini izler. Her bir kontrolde, kandaki prostat-spesifik antijen (PSA) seviyesinin kontrolünü de içeren birçok test yapılır. Amaç hastalığın ilerlediğine dair bulgu varsa diğer tedavi seçeneklerine geçmektir. Aktif izlem düşük gleason skorlu lokalize prostat kanserini tedavi etmek için bir tedavi seçeneğidir. Eğer lokal-ileri prostat kanseriniz varsa, diğer tedavi seçenekleri önerilecektir.Bekle gör, semptoma dayalı bir tedavi şeklidir. Amaç, sadece semptomlar görüldüğü zaman diğer tedavi seçeneklerine geçilmesidir. Doktorunuz diğer tedavi seçenekleri sizin bireysel durumunuz için uygun olmadığı zaman bekle gör seçeneğini önerebilir.

Doktorunuzla konservatif tedavinin avantaj ve dezavantajlarını, sizin için uygun olup olmadığını görüşün.

b-Radikal prostatektomi:Radikal prostatektomi lokalize prostat kanseri için bir cerrahi tedavi seçeneğidir. Amaç prostatın tamamının ve seminal veziküllerin çıkartılmasıdır. Radikal prostatektomi için genel anestezi alacaksınız.

Doktorunuzla radikal prostatektominin avantaj ve dezavantajlarını, sizin için uygun olup olmadığını görüşün.

Pelvik lenf nodu çıkarılması: Pelvik bölgede eğer kanser lenf nodlarına yayılırsa/yayılmışsa, doktorunuz radikal prostatektomi esnasında pelvik lenf nodu çıkarılmasına karar verebilir.

Ameliyat hazırlığı: Doktorunuz ameliyat için nasıl hazırlanacağınız konusunda detaylı bilgi verecektir. Anesteziye hazırlanmak için cerrahiden 6 saatten önce sigara dahil herhangi bir şey yiyilip içilmemelidir. Herhangi bir ilaç kullanıyorsanız bunu doktorunuzla görüşün. Cerrahiden birkaç gün önce bu ilaçları bırakmanız gerekebilir. Doktorunuz ilaçlarınıza tekrar ne zaman başlamanız gerektiği hakkında önerilerlerde bulunacaktır.

Radikal prostatektomi: Radikal prostatektomi açık veya laparoskopik cerrahi ile yapılabilir. Açık cerrahide, cerrah prostata doğrudan ulaşmak için karın duvarına veya perine bölgesine cerrahi kesi yapar. Prostat ve seminal veziküller çıkarılır, mesane ve üretra (idrar kanalı) biraraya getirilir (Şekil 1). Doktor, üretra ve mesane iyileşmesi için kateter yerleştirir. Kateter genellikle 7 gün sonra çıkartılır.

Laparoskopik cerrahide, cerrah karnınızın içine küçük plastik trokarlar (kanüller) yerleştirir. Bu trokarlar aracılığıyla cerrah prostatı çıkarmak için gerekli aletleri karın içine yerleştirebilir. Küçük trokarlardan biri, monitörde prostatın yüksek kalite görüntüsünü görebilmek için kamera yerleştirilmesinde kullanılır. Laparoskopik cerrahi, robotik cerrahi sistem yardımıyla da yapılabilir.

Lokalize prostat kanserinin açık veya laparoskopik radikal prostatektomi ile çıkartılmasının eşit derecede etkili olduğu görülmektedir.

Robotik Radikal Prostatektomi: Prostat kanserinin tedavisinde farklı yöntemler mevcuttur. Radikal prostatektomi ameliyatı bu tedavi yöntemlerinin en etkin olanıdır. Radikal prostatektomi operasyonu geçiren iyi diferansiye tümörlü hastaların 10 yıllık hastalığa özgü sağ kalım oranları %90’ın üzerindedir. Bu nedenle radikal prostatektomi operasyonu tüm tedavi yöntemleri arasında en çok tercih edilendir. Geleneksel açık radikal prostatektomi operasyonları büyük bir cerrahi kesi ile yapılmaktadır. Bu da hastanın operasyondan sonra geç sürede iyileşmesine, daha uzun süre hastanede yatmasına, daha fazla yara enfeksiyonu riskine maruz kalmasına ve hastada büyük bir yara izine yol açmaktadır. Son yıllarda yıllarda yaygınlaşan robotik prostatektomide ise çok küçük kesiler ile operasyon yapılabilmekte ve böylece hastalara daha az travmatik bir minimal invaziv tedavi alternatifi sunulmaktadır. Robotik cerrahide sinir damar demetleri korunarak prostat çıkarılır.

Robotik Radikal Prostatektominin Avantajları:

  • Daha az kan kaybı. Robotik radikal prostatektomi operasyonlarında batın gazla şişirilmektedir. Bu gaz basıncından dolayı kanamalar oldukça azalmaktadır. Operasyonun bitiminde gaz batından boşaltılmaktadır. Ayrıca 3 boyutlu yüksek çözünürlüklü ve operasyon alanını büyütebilen kameralar yardımı ile kanamalar daha net olarak görülebilmekte ve erkenden durdurulabilmektedir. Genellikle hastalara kan nakli yapılmamaktadır.
  • Daha az hastanede kalış süresi. -Robotik cerrahide ameliyat kesilerinin daha küçük olması ve kan kaybının çok daha az olması nedeniyle hastalar açık operasyonlara oranla daha erken hastaneden taburcu edilebilmektedir.
  • Daha kısa sonda süresi. Robotik prostatektomi ameliyatında idrar kesesi ile idrar yolunun birbirine su geçimez şekilde dikilebilmesi ( anastomoz ) nedeniyle sonda denilen kateter 6-7 gün içerisinde alınabilmektedir.
  • Daha az ağrı. Yara kesilerinin daha küçük olması nedeniyle hastalar açık operasyonlara oranla daha az ağrı hissetmektedirler.
  • Daha iyi kanser kontrolü. 3 boyutlu yüsek çözünürlüklü görüntü ve 7 derece hareket edebilen enstrümanlar yardımı ile cerrah robotik prostatektomide kanserli prostat dokusunu daha net olarak görüp disseke edebilmektedir. Robotik cerrahide prostatın apikal bölgesi çok daha iyi ve net bir şeklide görülmekte ve kesilmektedir. Bunun neticesinde cerrahi sınır pozitiflikleri önemli ölçüde azalmaktadır.
  • Daha iyi idrar kontrolü. Robotik prostatektomide açık radikal prostatektomiye oranla idrar kontrolü daha erken sağlanmaktadır. Görüntünün daha iyi olması, daha az kanamanın olması ve daha uzun bir üretral uzunluğun bırakılabilmesi idrar kontrolünün erken oluşmasını sağlayan etkenlerdir.
  • Daha erken cinsel yaşama dönüş. Uygun hastada prostat civarındaki sinir-damar demetinin korunması, robotik prostatektomide daha iyi yapılabimekte ve cinsel yaşam bu hastalarda daha erken normale dönmektedir.

Ameliyatın yan etkileri: Ameliyattan sonra genellikle 3-7 gün arasında hastaneden ayrılabilirsiniz. Hastanede kalış süresi ülkelere göre farklılık gösterebilir. Açık radikal prostatektomiden birkaç hafta sonrasına kadar alt karın bölgesinde hafif ağrı hissedebilirsiniz. Ameliyat sonrası idrar kaçırma ve sertleşme problemleri şikayetleriniz olabilir. Bu durumlar için tedaviye ihtiyaç duyabilirsiniz. Ateş olması, Ağır kan kaybı, Şiddetli ağrı hissi, İdrar yapmakla ilgili problemler varsa, doktorunuza veya hastaneye derhal gitmeniz gerekebilir.

  • Radikal prostatektomi stress tipte idrar kaçırmaya (STİ) neden olabilir. Bu durum, prostatın üretra etrafını çevrelemesi ve dolu mesanenin basıncına karşı gösterilen dirence yardımcı olması nedeniyle olur. Prostatınızın çıkartılması, üretranın ne kadar basınca karşı koyacağına bir etkisi olabilir. STİ’nin iyileştirilmesi veya tedavisi için çeşitli tedavi seçenekleri vardır.
  • Radikal prostatektominin diğer yaygın riski sertleşme bozukluğudur. Ameliyat sırasında cerrahın penis sinir ve damarlarına yakın ameliyat yapması gerekir. Cerrah penis sinirlerine zarar vermemeye çalışır. Bu başarı tümörün bulunduğu yere ve kanserin agresifliğine bağlıdır.
  • Gerekirse, doktorunuz stres inkontinans veya erektil disfonksiyon için tedavi önerebilir. Doktorunuzla endişeleriniz hakkında görüşmek konusunda tereddüt etmeyin. Diğer tedavi seçeneklerinin sizin için daha uygun olup olmadığına birlikte karar verebilirsiniz.
  • Radikal prostatektominin temel amacının tümörün çıkarılması ve sizi tedavi etmek olduğunu unutmayın.

Lokalize prostat kanseri tedavisinden sonra sertleşme sorunu: Radikal prostatektomi, tüm prostatın ve çevresindeki dokunun alındığı bir ameliyat tedavi seçeneğidir. Tümör prostat beziyle sınırlı ise cerrah ameliyat sırasında penisin sinirlerine dokunmamaya çalışacaktır. Buna sinir koruyucu cerrahi denir. Sinir koruyucu cerrahi başarılı olsa dahi radikal prostatektomi sonrasında geçici sertleşme sorunu sık görülür. Bunun sebebi sinirlerin çok hassas olması dolayısıyla en ufak hasardan etkilenmesidir. Ameliyat sırasında herhangi bir hasar oluşursa penisin kan damarlarına giden sinirlerin sinyalleri durur. Sinirlerin iyileşmesi 2 yıl sürebilir.

Penise ve penisten kan akışını sağlayan kan damarları da ameliyattan etkilenebilir. Sonuç olarak, penisin süngerimsi dokusuna daha az kan giderek buraya hasar verir. Bu hasar nedeniyle sertleşme sorununun iyileşmesi daha zor olabilir.

Tümörün prostat dışına yayıldığı durumlarda ya da başka nedenlerden dolayı bazı durumlarda sinir koruyucu cerrahi mümkün değildir. Sinir koruyucu olmayan ameliyat sonrası, sertleşme fonksiyonun iyileşmesi beklenilmez ancak imkânsız değildir. Doktorunuz ile endişelerinizi ve olası tedavi seçeneklerini görüşün.

Cerrahi sonrası takip: Prostat kanserinde radikal prostatektomiyi takiben, doktorunuz sizinle düzenli kontroller için planlama yapar. Rutin takip en az 5 yıldır. Kontrolleriniz süresince doktorunuz kan PSA düzeyinizi kontrol eder. Bazı durumlarda parmakla rektal muayene gerekebilir. Takipler, ameliyat sonrası iyileşmenin nasıl olduğunun takibi, genel sağlık durumunun kontrolü ve muhtemel kanser nüksünün saptanması için önemlidir.

Cerrahi sonrası ek tedavi: Takipleriniz süresince PSA düzeyi prostatınızın tamamen çıkarılamadığını gösterirse, tüm tümör hücrelerinin çıkarılması için ek tedaviye ihtiyacınız olabilir. Sizin için hangi tedavi seçeneğinin en iyisi olduğunu doktorunuzla görüşün.

c-Radyasyon tedavisi:Radyoterapinin amacı prostattaki kanser hücrelerini öldürmektir. Radyoterapi mesane gibi diğer organlardaki hücreleri de öldürebileceğinden, radyasyon ışınlarının, esas olarak kanseröz hücreleri hedeflemesi ve diğer dokuların zarar görmesini sınırlaması önemlidir. Radyasyon tedavisindeki gelişmeler ışınlamanın doğruluğunu artırdı ve daha az yan etki ile daha yüksek doz radyasyon verilmesine olanak sağladı.Standart eksternal radyoterapi kürü yaklaşık haftada 5 gün olmak üzere 8 haftada tamamlanır. Günlük tek doz radyoterapi alınır. Tedavi günlük 20 dk sürer ve hastanede kalmanız gerekmez.

Radyoterapi başlamadan önce size bilgisayarlı tomografi çektirilir. Bu, ışınlanacak alanı ve bunu çevreleyen tedavi edilmeyecek dokuyu haritalandırmak için yapılır. Son yıllarda görüntü kılavuzluğunda radyoterapi daha yaygın olarak kullanılabilir hale geldi. Bu tedavi için radyasyon onkoloğu prostata radyasyonu vermek için x-ışını veya bilgisayarlı tomografi yardımıyla prostatın tam olarak yerini saptar.

Brakiterapi: Radyasyon tedavisinin diğer bir şekli brakiterapidir. Tedavinin bu türü için, bir radyasyon kaynağı prostat içine direkt olarak yerleştirilir. Eğer düşük Gleason skorunuz varsa ve idrar yapmakla ilgili belirtileriniz yoksa doktorunuz bu tedaviyi önerebilir.

Radyoterapi hazırlığı: Doktorunuz bu işleme nasıl hazırlanacağınız hakkında detaylı bilgi verecektir. Her tedavi seansından önce, işlem öncesi idrar kesenizin uygun dolulukta olduğundan ve rektumun boş olduğundan emin olmak için bir yeme-içme programı alacaksınız. Herhangi bir ilaç alıyorsanız bunu doktorunuzla görüşün. Genellikle radyoterapi esnasında kullandığınız ilaçları kesmeniz gerekmez.

Radyoterapinin yan etkileri: Yaygın yan etkiler idrar yaparken yanma hissi, sık idrara çıkma ve anüste rahatsızlıktır. Bunun nedeni çevre organların özellikle idrar kesesi ve rektumun da bir miktar radyasyon almasıdır. Bu bulgular genellikle tedavinin ortalarında görülür ve tedavi bitiminden birkaç ay sonra kaybolur.

Radyoterapinin yaygın bir etkisi de, tedaviden birkaç yıl sonra bile görülebilen, idrar kesesinde ve rektumda kanamadır. Alt üriner sistemle ilgili şikayetler (AÜSS) veya sertleşme problemi de yaşayabilirsiniz. Radyoterapinin rahatsız edici yan etkileri kişiden kişiye değişir ve bu aldığınız radyoterapi tipiyle ve genel sağlık durumunuzla ilişkilidir.

Radyoterapinin yan etkileriyle başa çıkma konusunda daha fazla bilgi için radyasyon tedavisi için destek bölümünü okuyunuz.

Radyoterapi sonrası Takip:Prostat kanserinde radyoterapiyi takiben, doktorunuz düzenli kontroller için sizinle planlama yapar. Rutin takip en az 5 yıldır. Kontrolleriniz süresince doktorunuz kan PSA düzeyinizi kontrol eder. Bazı durumlarda parmakla rektal muayene gerekebilir. Takipler, tedavi sonrası iyileşmenin nasıl olduğunun takibi, genel sağlık durumunun kontrolü ve muhtemel kanser nüksünün saptanması için önemlidir.

Hormonal tedavi ile birlikte radyasyon tedavisi: Eğer yüksek Gleason skorlu lokalize prostat kanseriniz varsa doktorunuz hormonal tedavi ile birlikte radyasyon tedavisi önerebilir. Bu tedaviye nasıl hazırlanmanız gerektiği konusunda doktorunuz sizinle detaylı olarak görüşecektir.

Radyoterapi sonrası ek tedavi:Takip süresince PSA seviyeleri prostat kanserinin tamamen ortadan kaldırılamadığını gösterirse tüm tümör hücrelerini temizlemek için ek tedaviye ihtiyacınız olabilir. Sizin için hangi tedavi seçeneğinin en iyisi olduğunu konusunda doktorunuzla görüşün.

d-Lokalize prostat kanseri tedavisinde yeni teknikler:Lokalize prostat kanserinde, cerrahi, radyasyon ve koruyucu tedavilerin yanısıra başka tedavi seçenekleri de vardır.

Prostatın kriyo-cerrahi ile ablasyonu (CSAP): Prostatın kriyo-cerrahi ile ablasyonu (CSAP), prostat kanserinin tedavisinde deneysel bir yöntemdir. Tümör hücrelerini dondurarak öldürmek için uygulanan bir minimal invaziv cerrahidir.

Yüksek Yoğunluklu Odaklanmış Ultrason (HIFU): Yüksek Yoğunluklu Odaklanmış Ultrason (HIFU), prostat kanserinin tedavisinde deneysel bir yöntemdir. Yüksek frekanslı ses dalgalarının enerjisi, kanser hücrelerine ısı uygulamak ve öldürmek için kullanılır.

Fokal tedavi: Fokal tedavi, prostattaki küçük tümörlerin yok edilmesinde bazı deneysel teknikler için kullanılan bir terimdir. Tümör hücreleri doğrudan hedef olduklarından dolayı, prostattaki diğer dokularda veya alt üriner sistemde fazla hasar oluşmaz

2-Lokal-ileri prostat kanseri: Lokal-ileri prostat kanseri nedir? Lokal-ileri prostat kanseri, prostat dışına yayılmış tümör olarak adlandırılmaktadır. Prostat dışında nereye ve ne kadar uzaklıkta büyümüş olacağına bağlı olarak T3 ya da T4 tümör olabilir. T3, tümörün henüz prostat dışına ya da seminal veziküllere ulaştığı anlamına gelir. T4, tümörün prostat kanseri mesane boynu, üriner sfinkter, rektum ya da pelvik tabana invaze olmuş demektir. Lokal-ileri prostat kanseri tanısı konulmuş ise, doktorunuz size kanser tedavisinde; bekle gör, radikal prostatektomi ya da radyoterapi ve hormonoterapi kombinasyonu tedavisi tavsiyelerinde bulunabilir. Her tedavinin kendi avantaj ve dezavantajları vardır. Seçim sizin bireysel durumunuza bağlıdır. Bu bölümde, doktorunuzla karar vermeniz gereken farklı tedavi seçenekleri anlatılmaktadır. Karar bireysel gereksinimlerinize göre şekillendirilmelidir.

a-Bekle Gör: Bekle gör, semptom güdümlü tedavinin bir formudur. Amaç , düzenli olarak sağlık durumunuzu izlemek ve sadece semptom oraya çıktığında ileri tedaviye başlamaktır. Bu, palyatif bakım yaklaşımının bir parçasıdır. Doktorunuz, semptomunuz yoksa ve kanda hızlı bir şekilde artan yüksek prostat-spesifik antijen (PSA) düzeyiniz varsa bekle gör önerebilir. Bekle gör, diğer tedavi seçenekleri için uygun değilseniz ya da değerlerinizden ve tercihinizden dolayı bekle gör tedavisini diğer tedavilerin üzerinde seçerseniz, tedavi seçeneği olabilir. Sizin bireysel durumunuz için neyin daha iyi olduğunu doktorunuz ile görüşünüz.

b-Radikal prostatektomi, lokal-ileri prostat kanseri: Radikal prostatektomi, lokal-ileri prostat kanseri için bir cerrahi tedavi seçeneğidir. Amaç tümörü olabildiğince çıkarmaktır. Bu, prostat bezi ve seminal veziküller ile birlikte tümor tarafından etkilenmiş dokuyu çıkarmak şeklinde yapılmaktadır. İşlem, pelvik alandaki lenf nodlarının çıkarılmasını da içerir. Radikal prostatektomi için genel anestezi alacaksınız. Radikal prostatektomi ile tümörü tamamen çıkartmak her zaman mümkün olmayabilir. Bundan dolayı, doktorunuz size ek olarak radyasyon tedavisi ya da hormonal tedavi önerebilir. Radikal prostatektomi yönyemleri ve ayrıntıları lokalize prostat kanseri kısmında anlatılmıştır.

c-Radyasyon tedavisi, lokal-ileri prostat kanseri: Radyasyon tedavisi hücrelere zarar verir, öldürür ve kanser hücrelerine saldırı için kullanılır. Eksternal (dışarıdan) radyoterapi veya brakiterapi (içerden/yakından) ile yapılabilir. Prostat kanseri hücreleri genellikle radyoterapiye yanıt verir. Radyoterapi, tekniklerindeki gelişmeler nedeniyle, lokal-ileri prostat kanseri için etkili bir tedavi yöntemi haline geldi. Doktorunuz radikal prostatektomi sonrası radyasyon tedavisini de önerebilir. Tedavinin sonuçlarını iyileştirmek için doktorunuz radyoterapi ile birlikte hormonal terapiyi önerebilir. Bu prostat kanseri için bilinen bir kombinasyon tedavisidir. Hormonal terapinin seyri 2-3 yıl sürer.

Radyoterapi nasıl uygulanır: Radyoterapinin amacı prostattaki kanser hücrelerini öldürmektir. Radyoterapi mesane gibi diğer organlardaki hücreleri de öldürebileceğinden, radyasyon ışınlarının, esas olarak kansere açık hücreleri hedeflemesi ve diğer dokuların zarar görmesini sınırlaması önemlidir. Radyasyon tedavisindeki gelişmeler ışınlamanın doğruluğunu artırdı ve daha az yan etki ile daha yüksek dozda radyasyon verilmesine olanak sağladı.

Standart eksternal radyoterapi kürü yaklaşık haftada 5 gün olmak üzere 8 haftada tamamlanır (Şekil 1). Günlük tek doz radyoterapi alınır. Tedavi günlük 20 dk. sürer ve hastanede kalmanız gerekmez.

Radyoterapi başlamadan önce size bilgisayarlı tomografi çektirilir. Bu, ışınlanacak alanı ve bunu çevreleyen tedavi edilmeyecek dokuyu haritalandırmak için yapılır. Son yıllarda görüntü kılavuzluğunda radyoterapi daha yaygın olarak kullanılabilir hale geldi. Bu tedavi için radyasyon onkoloğu prostata radyasyonu vermek için x-ışını veya bilgisayarlı tomografi yardımıyla prostatın tam olarak yerini saptar.

Radyasyon tedavisinin diğer bir şekli brakiterapidir. Tedavinin bu türü için, bir radyasyon kaynağı prostat içine direkt olarak yerleştirilir. Brakiterapi tek başına lokal- ileri prostat kanseri tedavisinde önerilmez. Genellikle external radyoterapi ile kombine olarak kullanılır.

Radyoterapi sonrası tedavi: Takipler sırasında PSA değerleri prostat kanserinin tamamen ortadan kalkmadığını gösterirse bütün tümör hücrelerini ortadan kaldırmak için ek tedaviye ihtiyaç duyabilirsiniz.

Yaygın tedavi seçenekleri: Kurtarma radikal prostatektomisi, Kurtarma brakiterapisi, Kurtarma hormonoterapisi Radyoterapi sonrası takip: Prostat kanserinde radyoterapiyi takiben doktorunuz, düzenli kontroller için sizinle bir planlama yapar. Rutin takip en az 5 yıldır. Kontrolleriniz süresince doktorunuz kan PSA düzeyinizi kontrol eder. Bazı durumlarda parmakla rektal muayene gerekebilir. Takipler, tedavi sonrası iyileşmenin nasıl olduğunun takibi, genel sağlık durumunun kontrolü ve muhtemel kanser nüksünün saptanması için önemlidir.

d-Hormonal tedavi, lokal-ileri prostat kanseri: Hormonal tedavi lokal-ileri prostat kanseri için bir tedavi seçeneğidir. Tümörün büyümesini durdurmayı amaçlar.

Prostat kanser hücrelerinin büyümesi, androjenler olarak adlandırılan erkek seks hormonlarına bağlıdır. Testosteron en önemli androjendir. Angrojenler çoğunlukla testiste üretilir. Hormonal tedavi, androjenlerin üretimini ya da etkisini bloke eder. Bu kastrasyon olarak bilinir.

Hormonal tedavinin diğer adı androjen baskılayıcı tedavidir (ADT). Bu, cerrahi olarak ya da ilaç tedavisi ile yapılabilir.

Cerrahi tedavide(Cerrahi Kastrasyon): testislerin birlikte çıkarıldığı bilateral orşiektomi işlemi olarak adlandırılır. Metastatik prostat kanseri tedavisinde bir tedavi seçeneğidir ve androjen üretimini durdurmayı amaçlar. Cerrahi, lokal anestezi altında yapılabilir. Kardiyovasküler sistem hastalığı geçmişiniz varsa doktorunuz hormonal tedavi öncesinde bir kardiyoloji uzmanını görmenizi önerebilir.

İlaç Tedavisi: (Kimyasal kastrasyon):Eğer cerrahi hormonal tedaviyi tercih etmeyecekseniz, androjenlerin üretilmesini engelleyecek ilaçlar mevcuttur. En sık kullanılanlar LHRH agonistleri ve LHRH antagonistleridir. Bu ilaçların amacı kimyasal kastrasyon ile tümörün büyümesini engellemektir. Bunun nasıl sağlanacağı her bir grup ilaç için farklılık göstermektedir. Her bir ilaç uygulama şekli olarak farklıdır.

Yine Kardiyovasküler sistem hastalığınız varsa doktorunuz tedavi öncesinde bir kardiyoloji doktoruna görünmenizi isteyebilir. LHRH: Testosteron üretimi beyinde kontrol edilir. Beyin diğer hormonların da kontrolünü sağlayan pek çok hormon üretmektedir. Bunlara salgılatıcı hormonlar denilmektedir. Androjenlerin salgılanmasını sağlayan özel hormonlara luteinize edici hormon salgılatan hormon (LHRH) adı verilir. Prostat kanseri tedavisinde LHRH’yı etkileyen ilaçlar androjenlerin üretimini durdurmak için kullanılır.

LHRH agonistleri: LHRH agonistleri testislerde testosteron üretimini durdurur. Metastatik prostat kanseri tedavisinde en sık kullanılan ilaçlardır. Cilt altı ya da kas içine depo enjeksiyon şeklinde uygulanırlar. Bu enjeksiyonların etkisi 1, 3, 6 ya da 12 ay kadar sürebilmektedir. Doktorunuz ile hangi seçeneğin sizin için en uygun olacağını görüşünüz.

İlk enjeksiyondan sonraki ilk günlerde, LHRH agonistleri testosteron düzeyini azaltmadan önce artırırlar. Bu etki alevlenme olarak bilinmektedir. Testosteron düzeyindeki bu artış tümörün bir miktar büyümesine neden olabilmektedir. Nadir olgularda bu durum idrar yapmada zorlanmayla sonuçlanıp tehlikeli olabilir. Doktorunuz bu etkiyi önlemek için size düşük dozda antiandrojen ilaç önerebilir.

LHRH antagonistleri hormonal tedavinin yeni bir formudur. Tedavinin ilk haftasında alevlenme etkisi yapmadıkları için anti androjenler ile kombine edilmeleri gerekli değildir. Degarelix en sık kullanılan LHRH antagonistidir. Her ay cilt altına uygulanması gereklidir

LHRH antagonistleri: LHRH antagonistleri hormonal ilaç tedavisinin yeni formudur. Alevlenmeye neden olmadıkları için ilk hafta anti-androjen ile kombine edilmelerine gerek yoltur. Degarelix en yaygın kullanılan LHRH antagonistidir. Her ay deri altına enjeksiyon olarak uygulanır. Anti-androjenler: Anti-androjenler testosteron etkisini bloke ederler. Sonuç olarak tümörün ve metastazın büyümesi yavaşlar ya da tamamen durur. En sık kullanılan antiandrojenler siproteron asetat, flutamide ve bicalutamide olarak sıralanabilir. Bu ilaçları tamamı hap şeklindedir ve her gün alınmaları gereklidir.

Siproteron asetat günde 2 ya da 3 kez alınır. Flutamide günde 3 kez kullanılır. Bicalutamide en sık kullanılan anti androjen olup günde tek sefer alınır.

Lokal-ileri prostat kanserinde hastalığı iyileştirmek için standart tedavi hormon tedavisinin ratyoterapi ile kombine edilmesidir.

Hormon Tedavisinin Yan Etkileri: Kastrasyon fiziksel ve duygusal sonuçlara sahiptir. Hormon tedavisi erkek hormonlarının üretimin durdurur veya etkilerini bloke eder ve kastrasyona neden olur. Bedeniniz farklı şekillerde kastrasyona reaksiyon verebilir. En yaygınları ateş basması, düşük cinsel dürtü ve erektil disfonksiyon, Osteoporoz Kalp hastalığı riskinde artma, Diyabettir. Eklemlerde, sırtta, kemiklerde ya da kaslarda ağrı hissedebilirsiniz. Hormon düzeylerindeki değişiklikler kanınızı etkileyebilir ve kan basıncınızda yükselme, başdönmesi ve morarmaya neden olabilir. İştah ve kilo kaybı kastrasyonun sonuçlarındandır. Bu diyare, kabızlık ya da hormonal değişikliklerin neden olduğu kusma ile ilişkili olabilir.Diğer yan etkiler içinde öksürük, nefes darlığı, baş ağrısı ve periferal ödem görülebilir.

Cerrahi kastrasyonun etkileri kalıcıdır. Kimyasal kastrasyonda, semptomların bazıları tedavi sonrasında ortadan kaybolabilir.

Farklı tedaviler de yan etkilere neden olabilir. LHRH antagonistleri alerjik reaksiyonlara neden olabilir.

Anti-androjenler memelerinizde şişmeye neden olabilir. Bu jinekomasti olarak adlandırılır ve bazı durumlarda ağrılı olabilir. Jinekomastiyi önlemek için doktorunuz hormon tedavisine başlamadan önce göğüs kafesine radyoterapi önerebilir. Nadir durumlarda meme bezlerini çıkartmak için cerrahi tedaviye ihtiyaç duyabilirsiniz.

Anti-androjenler sıcak basmasını kötü hale getirebilir. Bu düşük doz östrojen tedavisi ile tedavi edilebilir. Östrojenler kalp hastalığı riskini arttırır. Flutamide diyareye neden olabilir.

Hormonal tedavinin yan etkileri ve ne zaman ortaya çıkacağı kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Bu genel sağlık durumu ve aldığınız tedavi seçeneği ile ilişkilidir.

Zamanla prostat kanser hücreleri hormonoterapiye dirençli hale gelir ve kanser tekrar büyümeye başlayabilir. Bu kastrasyona dirençli prostat kanseri olarak bilinir. Bunun ne kadar sürede gelişeceği kişiden kişiye değişiklik gösterir. Kastrasyon Dirençli Prostat Kanseri bölümünde hastalığın bu aşaması ile ilgili daha çok bilgi bulabilirsiniz.

Ek tedavi: Takiplerde PSA düzeyleri prostat kanserinin tamamen ortadan kalkmadığını gösterirse tüm tümör hücrelerini ortadan kaldırmak için ek tedaviye ihtiyaç duyabilirsin.

Yaygın tedavi seçenekleri:

  • Yeni hormonal ajanlar
  • Kemoterapi
  • İmmünoterapidir

3-Metastatik prostat kanseri:Prostat kanseri pelvik bölge dışında diğer organ ya da lenf bezlerine de yayılabilir. Buna metastatik hastalık denir. Diğer organ ya da lenf bezlerinde yer alan tümörlere metastaz denir. Doktorunuz metastatik hastalığın hormonal tedavi ile tedavi edilmesini önerebilir.Metastatik hastalığın tamamen tedavi edilemeyeceğinin bilinmesi önemlidir. Bunun yerine doktorunuz tümörün ve metastazın büyümesinin yavaşlatılması için çalışacaktır. Bu size daha uzun süre yaşama ve daha az semptom gösterme şansı sağlar. Bu bilgiler geneldir, sizin kişisel ihtiyaçlarınız için özelleştirilmemiştir.

Prostat kanseri metastaz yaptı ise genellikle kemiklere ya da omurgaya yayılır. Daha geç evrelerde prostat kanseri akciğer, karaciğer, uzak lenf bezleri ya da beyine de metastaz yapabilir. Pek çok metastaz kandaki prostat-spesifik antijen (PSA) düzeyinde artışa neden olmaktadır.

Omurgadaki metastazlar, ciddi sırt ağrısı, kendiliğinden oluşan kırıklar ya da sinir ya da omurilik basısı gibi şikayetlere neden olabilir. Ayrıca asemptomatik de olabilir. Nadir olgularda akciğer metastazı devamlı öksürüğe de neden olabilir.

Metastazların tespiti için görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Kemik metastazları kemik taramasında görülebilir. BT görüntüleme, kemik metastazları hakkında daha detaylı veri elde etmek için ya da karaciğer, akciğer ve beyin metastazlarının tespiti için kullanılabilir.

Tedavi seçenekleri:
Hormonal tedavi, metastatik prostat kanseri: Hormonal tedavi metastatik prostat kanseri için bir tedavi seçeneğidir. Tümörlerin büyümesinin yavaşlatılması amaçlanmaktadır. Prostat kanser hücrelerinin büyümesi androjen denilen erkek cinsel hormonlarına bağımlıdır. Testosteron en önemli androjendir. Androjen temel olarak testislerde üretilir.Hormonal tedavi androjenlerin üretimini baskılar ya da etkilerini bloke eder. Bu kastrasyon olarak bilinmektedir. Hormonal tedavinin bir diğer adı androjen baskılayıcı tedavidir (ADT). Cerrahi olarak ya da ilaç tedavisiyle yapılabilmektedir. Cerrahi hormonal tedavide her iki testis bilateral orşiektomi denilen bir ameliyat ile alınır. Bu işlem lokal anestezi altında yapılabilmektedir. Hormonal ilaç tedavisi androjenlerin üretimini durdurur ve LHRH agonistleri ve LHRH antagonistlerini içerir. Bu ilaçlar hap ya da cilt altı veya kas içine yapılan depo enjeksiyonlar şeklinde bulunur. Antiandrojen ilaçlar androjenlerin etkisini bloke eder. Hap şeklinde bulunur.

Zamanla prostat kanser hücreleri hormonoterapiye dirençli hale gelir ve kanser tekrar büyümeye başlayabilir. Bu kastrasyona dirençli prostat kanseri olarak bilinir. Bunun ne kadar sürede gelişeceği kişiden kişiye değişiklik gösterir. Kastrasyon Dirençli Prostat Kanseri bölümünde hastalığın bu aşaması ile ilgili daha çok bilgi bulabilirsiniz.

Kastrasyona direnci geciktirmek için doktorunuz hormonal tedaviye ara vermeyi önerebilir. Buna aralıklı hormonal tedavi adı verilmektedir. Tedaviye ara verildiğinde doktorunuzu 1-3 ayda bir ziyaret etmeniz gerekecektir. Doktorunuz kan PSA düzeyinizi takip edecektir.

Kemik metastazlarının tedavisi: Tümör tarafından etkilenen kemikler çok daha kolay kırılır. Eğer kemik kırıkları açısından risk altındaysanız doktorunuz kemiklerinizi güçlendirecek ilaçlar reçete edebilir. En sık kullanılanlar bifosfonatlar ve denosumab’dır. Doktorunuz kemiklerin daha sert hale gelmesini sağlayacak kemiklerinizi güçlendirecek enjeksiyon tedavisi önerebilir. Buna sementoplasti adı verilir. Nadir olgularda kemiklerin stabilizasyonu için cerrahi gerekli olabilir.

  • Bifosfonatlar her 4 haftada bir intravenöz olarak verilebilmektedirler. Kemik kütlesini artırırlar, ağrıyı azaltırlar ve kırıkları önlerler. Bifosfonatlar çeneye zarar verebileceği için doktorunuz tedavi öncesinde diş hekimine görünmenizi önerebilir.
  • Denosumab her 4 haftada bir cilt altına uygulanır. Bu ilaç da kemik kütlesinde artış sağlar ve genellikle bifosfonatlara göre daha az yan etkiye neden olur.
  • Kemik komplikasyonlarının riski yaş ile artar. Kemik metastazlarına bağlı komplikasyonların önlenmesi için kalsiyum ya da D3 vitamini gibi besin takviyeleri gerekli olabilir.
  • murgadaki tümörler büyüdüğünde omurilik basısına neden olabilir. Bu nadir bir komplikasyondur ancak acil müdahale gerektirir; çünkü bacaklarda felç oluşmasına neden olabilmektedir.

Omurilik basısının temel bulguları: Omurgada özel bir noktada normaldeki ağrınızdan farklı bir ağrı olması,Omurgada ağrı kesicilere yanıt vermeyen ve giderek kötüleşen ağrı olması, Omurgadan aşağı ilerleyen ve kol ve bacaklara yayılan bir karıncalanma hissi, Pozisyon değişimi ile değişen omurgada ağrı, Bacaklarda hissizlik

Bacaklarda denge kaybına neden olan ağırlık ve sertlik hissi, Bacak ve kollara yayılan ağrı, Bacak ve kollarda zayıflık. Eğer omurilik basınız olabileceğini düşünüyorsanız acilen tıbbi yardım için başvurmanız gerekir.

4-Kastrasyona dirençli prostat kanseri:Kastrasyona dirençli prostat kanseri, prostat kanserinin metastatik hastalık tedavisi sırasında görülen bir tipidir. Prostat kanseri pelvik bölgenin dışında diğer organ ya da lenf bezlerine yayılabilir. Buna metastatik prostat kanseri denilir. Diğer organ ya da lenf bezlerinde görülen tümörlere metastaz denilir. Doktorunuz metastatik hastalığın hormonal tedavi ile tedavi edilmesini önerebilir.

Hormonal tedavi androjenlerin üretimini durdurur ya da etkilerini bloke eder. Bu kastrasyon olarak bilinir. Etkili olduğunda hormonal tedavi tümörün büyümesini durdurur. Bu etki uzun sürmez ve kastrasyona dirençli prostat kanseri gelişir. Bu hormonal tedavinin başlamasından 2-3 yıl sonra gerçekleşir. Kastrasyona dirençli prostat kanseri tedavi edilemez.

Kastrasyona dirençli prostat tümörleri ilerlemek için çok daha düşük androjen seviyelerine ihtiyaç duyar. Bu vücudunuz hemen hemen hiç androjen üretmese de tümör ya da metastaz büyümeye devam eder. Bu kanser hücrelerine hormonal kastrasyon tedavisine artık yanıt vermedikleri için kastrasyona dirençli denilir.

Bu prostat kanseri tipinde kandaki prostat-spesifik antijen (PSA) düzeyleri tekrar artış gösterir. Doktorunuz kastrasyon dirençli prostat kanseri tanısını 3 haftalık süre içinde kandaki PSA düzeyinin 3 testte de artmasıyla birlikte koyacaktır. Tanı ayrıca tümörün ya da metastazın büyümesine bağlı şikayelerinizin olmasıyla da konulabilir.

Kastrasyona dirençli prostat kanseri üzerine olan araştırmalar devam etmektedir ve tedavi seçenekleri hızla değişmektedir. Bu bölüm doktorunuz ile görüşmeniz gereken değişik tedavi seçeneklerini içermektedir.

Kastrasyona dirençli prostat kanseri tedavisi: Kastrasyona dirençli prostat kanseri tanısı aldıysanız doktorunuz sizin daha uzun yaşamanızı sağlayacak, semptomlarınız ile daha iyi başa çıkmanızı sağlayacak bir bakım planı hazırlayacaktır. Kastrasyona dirençli prostat kanserinin tedavi edilemez olduğunu hatırlamanız önemlidir.

a-Antiandrojen tedaviye ek tedaviler: Kastrasyona dirençli prostat kanseri hala androjenlere yanıt verdiği için doktorunuz hormonal tedaviye devam etmenizi ve testosteron düzeylerinin düşük tutulmasını önerecektir.

Cerrahi ya da kimyasal kastrasyon ile tedavi edildiğinizde doktorunuz ek olarak antiandrojen tedavi önerebilir. Kastrasyona dirençli prostat kanseri tedavisinde en sık kullanılan anti-androjen ilaç bicalutamide’dir. Bu tedavi ile tümörün büyümesinin yavaşlatılması amaçlanmaktadır. Semptomlarda azalma sağlamamaktadır. Yan etkileri memelerde büyüme ve karaciğer problemleri olarak sıralanabilir.

Anti-androjen tedavinin kesilmesi: LHRH agonistleri ya da antagonistleri ile birlikte anti-androjen ilaçlar kullanılarak tedavi ediliyorsanız doktorunuz anti-androjenleri kesmenizi önerebilir. Bu uygulama ile kan PSA düzeyleri birkaç ay süre ile düşecektir. Bu etki ilaç kesildikten sonra 4-6 hafta içinde ortaya çıkacaktır.

b-Ostrojen tedavisi:Östrojen hormonu ile ilaç tedavisi tümör büyümesini yavaşlatıp kemiklerinizi etkilemeden kandaki PSA düzeylerini düşürebilmektedir. Bu tedavi kardiyovasküler hastalıklara, kan pıhtılaşmasına ya da kalp krizine neden olabilmektedir. Bu risklerden dolayı östrojen tedavisi günümüzde nadiren önerilmektedir.

c-Adrenolitik ilaçlar:Kastrasyon sonrasında adrenal bezler düşük düzeylerde de olsa androjen sentezine devam etmektedir. Adrenolitik ilaçlar adrenal bezden hormon salgılanmasını baskılamaktadır. Bu ilaçların yan etkileri ishal, kaşınma ve cilt lezyonları, yorgunluk, sertleşme problemi ve karaciğer hasarı olarak sıralanabilir. Bu ilaçlar sık olarak kullanılmamaktadır.

d-Yeni hormonal ilaçlar:Abiraterone asetat ile hormonal tedavi

Vücudumuz testosteron üretimi için CYP17 (17α-hydroxylase) denilen bir enzime ihtiyaç duyar. CYP 17 testislerde, adrenal bezlerde ve prostat kanseri hücrelerinde bulunur. Yeni hormonal tedavi olan abiretaron asetat CYP 17 yi bloke eder ve testosteron üretimi durur.

Abirateron asetat tedavisi: Abirateron asetat tedavisi ile tümör ya da metastazların büyümesinin geciktirilmesi amaçlanır. Daha uzun süre semptomlar olmaksızın yaşamanızı sağlar. Abiretaron asetatın en sık görülen yan etkileri yorgunluk, kan potasyum seviyelerinde azalma, yüksek kan basıncı, eklemlerde rahatsızlık ve şişlik ve sıvı birikimine bağlı ödemdir.

Abiretaron asetat kullanırken yorgun hissedebilir, ve nefes darlığı yaşayabilirsiniz. Bunun nedeni kandaki kırmızı kan hücrelerin azalmasıdır. Kandaki diğer değişiklikler kalpte ritim bozuklularına neden olabilir. Ayrıca susama hissi, iştahsızlık, bulantı ya da kusma, hızlı kilo alımı da görülebilir.

Abiretaron asetat günde iki kez tablet olarak alınır. Her zaman prednizolon denilen bir steroid ilaç ile birlikte alınmalıdır. Doktorunuz ile abiretaron asetatın sizin için bir tedavi seçeneği olup olmadığını görüşünüz.

Enzalutamid ile hormonal tedavi: Enzalutamid ile hormonal tedavi Prostat tümörleri büyümek için androjen reseptörlerine ihtiyaç duyar. Enzalutamid androjen reseptörlerini bloke eden yeni bir hormonal ajandır. Kandaki PSA düzeyinin düşürülmesini ve tümör büyümesinin yavaşlatılmasını amaçlar. Abiretaron asetattan farklı olarak enzalutamid alırken ek steroid kullanmanıza gerek yoktur. Enzalutamidin en sık yan etkileri, yorgunluk, sırt ağrısı ve zayıflık hissidir.

e-İmmünoterapi, kastrasyona dirençli prostat kanseri: İmmünoterapi tümör hücreleri ile savaşmak için kendi bağışılık sisteminizi kullanan bir tedavi şeklidir. Prostat kanserinde sipuleucel-T denilen bir ilaç immünoterapi için kullanılır. İlacın hazırlanmasında kendi kanınız kullanılacağı için prosedür öncesinde sizden kan alınması gerekecektir.

İmmünoterapi bir hastane ya da klinikte ayaktan hasta statüsünde IV yolla verilmektedir. Hastaneye her 2 haftada 3 kez gitmeniz gerekir. Etkili olursa immünoterapi daha uzun süre yaşamanızı sağlar ve tümörün büyümesini yavaşlatır. Kandaki PSA düzeyinde düşüşe neden olmaz. Ateş, yorgunluk, bulantı ve başağrısı sık görülen yan etkileridir.

f-Kemoterapi, kastrasyona dirençli prostat kanseri: Dosetaksel: Dosetaksel ile kemoterapi Kemoterapi kanser hücrelerinin yok edilmesi için kimyasalların kullanıldığı bir kanser tedavisi şeklidir. Kemoterapi ilaçları tüm vücutta kanser hücrelerine saldırmak üzere kan dolaşımına enjekte edilir. Ayrıca direk olarak tümöre de uygulanabilir.

Doktorunuz kastrasyona dirençli prostat kanseri tedavisi için dosetaksel tedavisi önerebilir. İlaç tümör ya da metastaza bağlı görülen ağrının azaltılmasını sağlayacaktır. Etkili olursa daha uzun süre ile daha az semptom ve yan etki ile yaşamanızı sağlar.

Dosetaksel bir hastane ya da klinikte ayaktan hasta olarak damar içine verilir. Tedavi seansı yaklaşık bir saat sürmekte ve her 3 haftada 10 seans verilmektedir. Tedavi sırasında prednisone denilen steroidin alınması gereklidir. Bu genellikle hap şeklindedir. Prednisonun günde iki kere 5-10 seans alınması gerekir.

Dosetaksel bazı yan etkilere neden olabilir. Bu yan etkilerin pek çoğu hafiftir ve evde atlatılabilir. Dosetakselin yan etkileri şu şekilde sıralanabilir: Beyaz kan hücrelerinde azalma, Anemi, Saç dökülmesi,Sıvı birikimi, Kusma, Alerjik reaksiyonlar, Yorgunluk. İshal, Tırnak değişiklikleri, İştahsızlık

Kemoterapi sonrası tedavi: Dosetaksel ile tedavi edildikten sonra doktorunuz hormonal tedavi ya da başka bir ilaç ile kemoterapi önerebilir. Ana hormonal tedaviler abiratron asetat ve enzalutamid’tir. Kabazitaksel bu olgularda en sık kullanılan kemoterapi ilacıdır. Ayrıca ikinci bir seans dosetaksel tedavisi de önerilebilir.

Abirateron asetat: Dosetaksel tedaviniz etkili değilse doktorunuz abiretaron asetat ile hormonal tedavi önerebilir. Eğer etkili olursa bu tedavi ağrıda azalma kandaki PSA düzeyinde düşme ve tümörün ya da metastazın büyümesinin yavaşlatılmasını ve daha uzun süre yaşamanızı sağlar.

Tedavinin yan etkileri arasında yorgunluk, kan potasyum seviyelerinde azalma, yüksek kan basıncı, eklemlerde rahatsızlık ve şişlik, ve sıvı birikimine bağlı şişlik bulunur. Abiretaron asetat, prednison denilen bir steroid grubu ilaç ile birlikte verilir ve bu sayede ilacın kan basıncı üzerine yapabileceği etkiler engellenmiş olur.

Enzalutamid: Doktorunuz enzalutamid ile hormonal tedavi önerebilir. Etkili olursa bu ilaç kan PSA düzeyinde azalma, tümör ya da metastazın büyümesinin yavaşlama sağlar ve daha uzun süre yaşamanıza imkan verir.

Tedavinin olası yan etkileri güçsüzlük hissi, sırt ağrısı ishal ve yorgunluk hissi olarak sıralanabilir.

Kabazitaksel: Dosetaksel etkili olmadığında doktorunuz farklı bir kemoterapi ilacı olan kabazitaksel ile tedaviyi önerebilir. Etkili olursa kabazitaksel ağrıda azalma, kan PSA düzeyinin düşmesini sağlar, tümör ya da metastazın büyümesini engeller ve daha uzun süre yaşamanızı sağlar.

Kabazitakselin yan etkileri beyaz kan hücrelerinin sayısında ciddi azalma ya da ishaldir. Doktorunuz bu etkilerin ortadan kaldırılması için ilaç tedavisi önerecektir.

g-Radyasyon tedavisi, kastrasyona dirençli prostat kanseri: Kastrasyona dirençli prostat kanserinin tedavisinde radyasyon tedavisi de kullanılabilir. Radyasyon kanser hücrelerine zarar verir ve öldürür. Bu tedavi ağrının azaltılmasını sağlar ve daha uzun süre yaşamanıza imkan verir. Sık görülen yan etkileri idrar sırasında yanma hissi, idrara sık çıkma ve anüs bölgesinde tahriştir.

5-Nüks tedavisi:edavi aldıktan sonra prostat kanserinin geri gelmesi olasıdır. Bu nüks olarak bilinir. Kanser prostatta, prostat çevresindeki dokuda veya pelvik lenf nodlarında ya da vücudun başka bir yerinde nüksedebilir.

Şayet radikal prostatektomi ile tedavi oldunuz ve kandaki PSA düzeyleri artıyorsa bu nüksün bir işareti olabilir. Doktorunuz kurtarma radyasyon tedavisi önerebilir. Bu işlemde prostatın yerleşmiş olduğu alan kanser hücrelerini öldürmek için ışınlanır. Radyasyon tedavisi sizin için iyi bir seçenek değilse doktorunuz hormon tedavisi önerebilir.

Şayet kanseriniz radyoterapi ile tedavi edilmiş ise doktorunuz nüksü, radikal prostatektomi ile tedavi etmeyi önerebilir. PSA düzeyleri hızlı artarsa veya semptomunuz varsa hormon tedavisi önerilecektir. Bazı ülkelerde nüksü tedavi etmek için brakiterapi hormon tedavisine alternatif olarak uygulanabilmektedir.

6-Prostat kanserinde palyatif bakım: Bazen prostat kanserinde tam kür sağlamak mümkün değildir. Tedavi başarılı değilse artık sizi rahatlatmak açısından palyatif bakım önerilebilir. Palyatif bakım hastalıktan tamamen kutulmayı değil sadece daha kaliteli bir yaşam sunmayı amaçlayan yöntemdir. Palyatif bakım süresince siz ve sevdikleriniz multidisipliner bir ekip tarafından desteklenmelisiniz. Hep birlikte fiziksel, psikolojik, sosyal ve ruhsal sorunları çözmeniz gerekir. Palyatif bakım ağrı yönetim tedavisini ve semptomları kontrol altına almayı içerir.

Palyatif bakım ekibi evde veya hastanede tedaviyi sağlayabilir. Bir diğer seçenek de bakım evi olabilir. Bir bakım evi yaşamınızın son dönemine kadar ki süreçte tedaviyi sağlayabilir. Palyatif bakım ekibi ve ailenizle duygularınızı ve isteklerinizi paylaşın. Hasta dayanışma toplulukları aynı zamanda aile üyeleri, arkadaşlar ve partner için de destek sağlar.

Posted in Kanserler by admin
tr_TRTurkish
en_USEnglish tr_TRTurkish